12 Haziran 2014 Perşembe

Maydonozun Faydaları

Bir çok faydası olan maydanozun faydaları ;
-Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesinde de yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.
-Ağız kokusuna etkilidir.Özellikle yemek sonrasındaki ağız kokularının giderilmesine yardımcı olur.
-Uyku sorunları içinde taze ya da kuru biçimde kullanılmalıdır.
-Tende renk ve canlılık katar.
-Ateş düşürücü etkisi vardır.Ateşlenen kişinin terleyememesi sonucu ateşlendiği için terlemeye yardımcı olarak ateş düşürür.
-Karaciğerin işlevlerinde yardımcı olur.
-Böcek ısırması durumunda,vücuttaki yanıklarda ve iltihaplarda lapa haline getirilerek kullanılmaktadır.
Maydanoz kadar maydanoz suyu da sık kullanılır.
Maydanoz suyunun faydaları ise;
-Maydanoz suyunda bol miktarda klorofil içermektedir.
-Klorofilin kan artırıcı etkisi vardır.
-Ayrıca böbrek, karaciğer ve idrar yollarını temizleyici bir etkisi vardır.
-Sindirim yollarında sıkıntı yaşayan kişiler maydanoz suyu tüketerek burada oluşan sorunlarına çözüm bulabilir.
-Maydanoz suyunun sindirim yollarının üzerindeki uyarıcı etkisi de unutulmamalıdır.
-Maydanoz suyu ince bağırsakların çalışmasında da etkilidir.
-Maydanoz suyu bol miktarda C vitaminine sahiptir.

7 Haziran 2014 Cumartesi

Kağıt peçeden çıkan sanat





Kağıt peçeden çıkan sanat

Öteki – The Double 2013 Türkçe Altyazılı izle



Öteki – The Double 2013 Türkçe Altyazılı izle

Yarının Sınırında

Malefiz - Türkçe Dublajlı Fragman


Yedi Güzel Adam 8.Bölüm İzle 7 Haziran 2014

The Vampire Diaries 5.Sezon 22.Bölüm



The Vampire Diaries 5.Sezon 22.Bölüm

Medcezir 37.Bölüm 720p izle



Medcezir 37.Bölüm 720p izle

Büyük Budapeşte Oteli – The Grand Budapest Hotel 2014 Türkçe Altyazılı izle



Büyük Budapeşte Oteli – The Grand Budapest Hotel 2014 Türkçe Altyazılı izle

Yazın Kralları – The Kings Of Summer Filmi Full izle



Yazın Kralları – The Kings Of Summer Filmi Full izle

Doğayla Mücadele – Against the Wild 2014 Türkçe Dublaj izle

The Lego Movie 2014 Türkçe Dublaj izle izle



The Lego Movie 2014 Türkçe Dublaj izle izle

6 Haziran 2014 Cuma

Arada Denge – What Maisie Knew 2012 Türkçe Şövalyelik Ünvanı Verme izle



Arada Denge – What Maisie Knew 2012 Türkçe Şövalyelik Ünvanı Verme izle

The Lego Movie 2014 Türkçe Seslendirme izle izle



The Lego Movie 2014 Türkçe Seslendirme izle izle

Kocaman Budapeşte Oteli – The Grand Budapest Hotel 2014 Türkçe Altyazılı izle

Kocaman amma uğraş vardır ve bu savaşın yaşandığı zamanda çok seçkin bazı Avrupa otelinde çalışmakta olan Gustave ile lobide operatör Mustafanın kaba alışık arkadaş olmalarını ve aralarındaki bu arkadaşlığı çıkış alan fantastik amma 2014 yapımı görüntü sizlerle. Aslında izleyin pişman olmazsınız iyi seyirler.



Kocaman Budapeşte Oteli – The Grand Budapest Hotel 2014 Türkçe Altyazılı izle

Belirsiz – The Suspect 2013 Türkçe Altyazılı izle


Yorum

: İMDB: 7.0 Kuzey Kore vasıtasıyla askerden kaçma edilmiş amma Kuzey Kore ispiyoncu (Gong Yoo), Güney Kore’ye yerleşir. Sonradan, kimi cinayet olayında asal kararsız durumuna kazanç. Suç Oluşturan vakasın ayrıca mukadderat kocaman biraz şirketin CEO’sudur. Şüpheli acilen gerçeği ortaya çıkarmaya çalışacaktır. yeterli seyirler filmifullizle.com

Oylama


(Hemen Şimdi oy kullanılmadı başlangıç teknisyen siz olun!)


 Loading …


Tarih

: 4 dakika öncelikle eklendi.

Ekleyen

: burslu öğrenci

Zümre

: 2013 Filmleri, Aksiyon, Gerginlik, imdb 7+ Filmler, Türkçe Altyazılı, Alışık Olmayan Filmler

Etiketler

:

Hedef

: Ekran Açılmıyor mu? Yarıda mı Kesiliyor ? Sorunuzun cevabı burda tıklayın çekinmeyin…




Belirsiz – The Suspect 2013 Türkçe Altyazılı izle

Çok Budapeşte Oteli – The Grand Budapest Hotel 2014 Türkçe Şövalyelik Ünvanı Verme izle


Anlam

: İMDB: 8.4 IMDb Yumak 250: #122 | 20. yüzyılın başlarında iki uğraşma arasındaki dönemde geçen hikayede, Avrupa’nın hayali Zubrowka şehrinde kurulu Önemli Budapeşte Oteli’nin ihtişamlı dönemine tanık oluyoruz. Gustave H, otelin işleyişini iri yarı bazı profesyonellikle denetim eden, müşterilerini bile en arıtılmış ayrıntılarına kadar tanıyan biraz konsiyerj görevlisidir. Kimi zaman otele bellboy ve peyk görevlisi olarak Zero Mustafa adında yavru yaklaşık erkek gelir ve kısa vadeli zamanda arasında alışık bir dostça davranış başlar. Çift birbirlerinin sırdaşı olurken yaşadıkları ilçe ayrıca büyük kimi savaşa açık yürekli sürüklenmektedir. Bu esnada Gustave’ın dalları kırılmış sevgilisi Madame D. esrarengiz yaklaşık şekilde hayata veda değer, iki kişilik Madame D.’ye elveda demek karşı yola fayda. Yaklaşık soylu olan Madame D.’nin şatosuna vardıklarında miras bölüşümünün yapıldığı toplantıya balya gelirler. Madame D., Gustave’a kalıt gibi çok komik biraz Rönesans tablosu bırakmıştır ve bunun açıklanmasıyla ailevi içerisinde önemli yaklaşık güçlük üstünlük. Bu andan itibaren belalarla dolu biraz maceraya atılan Gustave ve Zero, gerçeklerin arkasında koşarken dışarı de bazı çağ değişmektedir… Wes Anderson’ın Moonrise Kingdom filminden geçen acemi çalışması olan filmin balıketi yıldızlı kadrosunda Ralph Fiennes, Saoirse Ronan, Bill Murray, Jude Law, Edward Norton, Léa Seydoux ve Owen Wilson falan isimler duruş alıyor. saygın seyirler filmifullizle.com

Oylama


(Az Önce oy kullanılmadı ilk santral siz olun!)


 Loading …


Gelişim Aşmaları

: 32 dakika öncelikle eklendi.

Ekleyen

: öğrenci

Zümre

: 2014 Filmleri, imdb 7+ Filmler, Komedi, Manşet Filmler, Türkçe Dublaj, Alışılmamış Filmler

Etiketler

:

Iz

: Ekran Açılmıyor mu? Yarıda mı Kesiliyor ? Sorunuzun cevabı burda tıklayın çekinmeyin…


3 Haziran 2014 Salı

Dünyanın En Zor Oyunu

2007 yılından beri siz oyun severler ile en yeni ve en güzel oyunları paylaşmaya devam ediyoruz. Birçok farklı türde oyunların yer aldığı Oyunazor.com adresinde kafa topu gibi popüler oyunlar yer alıyor. Ayrıca binlerce oyunun yer aldığı sitemizde oyunlar; araba oyunları, yarış oyunları ve ameliyat oyunları şeklinde kategorize edildi. Oyunazor anasayfasında siz ziyaretçilerimizin en beğendiği oyunları listeliyoruz, ayrıca Yeni oyunlar sayfamızda da tarihe göre yayınlanan oyunlara ulaşabilirsiniz. Büyük ve anlaşılabilir oyun ekran görüntüleri sayesinde oyunları daha net seçebilir ve oynayabilirsiniz.



Dünyanın En Zor Oyunu

20 Mayıs 2014 Salı

Çizgi Film Motor Yarışı

Çizgi filmlerin süper kahramanları olan, Avatar, Naruto, Ben 10 ve Power Rangers’ın, biraraya geldiği bu süper motor yarışında, istediğiniz kahramanı seçebilirsiniz. Seçtiğiniz süper kahramanla, çok hızlı ve güçlü bir motor yarışına gireceksiniz. Tek yapmanız gereken, başla butonunu tıkladıktan sonra, tam gaz ilerlemek ve hiç durmamak. 2 farklı seviyeyle, birçok farklı bölümlerde oynayabileceğiniz bu yarışı, yön tuşlarıyla kontrol edebilirsiniz.



Çizgi Film Motor Yarışı

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Grup Yorum-Madenciye Ağıt

Yeniçeltek Ocağı’ndan yükselir çığlıkları

Yanar bedenler yitip gider,yitip gider umutları

Yazgıları kömür gibi,kazar bitmez yerin dibi

Bir tas yemek biraz ekmek

Güneş görmez hiç yüzleri oy,oy gülüm

Hasret çöker yüreklere

Toprak dolar gözlerine oy

Haber ulaşır köyüne

Yetim kalır oğlu kızı oy,oy gülüm

Bir gün gelir ocaklardan

Kazma kürek ellerinde eey

Yürüyünce yeryüzüne

Değişecek yazgıları hey hey gülüm



Grup Yorum-Madenciye Ağıt

Demet Akalın-Kötü Kalp Şarkısının Sözleri

Yolun sonuna geldik,iyisiyle kötüsüyle

Alev alevdik söndük,bırakmadık kül geride

Hayat bize güzeldi,heyecandan ölüyorduk

Olacakları bilmiyorduk,dün gibi hatırlıyorum

İlk sen kırdın beni,ardından ben seni

Hangimiz haklıydık,hangimiz kötü kalpli ?


Masum değiliz ikimiz de,duramadık işte sözümüzde

Bozuldu büyüsü kaçtı tadı,acısı da sadece içimizde


Masum değiliz ikimiz de,duramadık işte sözümüzde

Bozuldu büyüsü kaçtı tadı,acısı da sadece dilimizde


Söz:Ersay Üner

Müzik:Ersay Üner

Düzenleme:Erdem Kınay



Demet Akalın-Kötü Kalp Şarkısının Sözleri

17 Mayıs 2014 Cumartesi

İbrahim Saraçoğlu'ndan Sivilceler İçin Kür

İbrahim Saraçoğlu’nun sivilcelerden kurtulmak isteyenler için bir kür tavsiyesi var.

Sivilce sadece kötü hissettirmenin dışında bir sağlık sorunudur.

İltihaplı sivilcelerinize çözüm olması için soğan kürünü uygulayın.


Hazırlanışı:

Soğanı birkaç parçaya bölüp kaynatın.

Kaynayan suyu süzerek bir kaba alın ve kulak çubuğu yardımıyla yada normal bir pamukla kaba batırıp sivilcenin üzerine tampon yapın.

Bu bastırma süreniz 3 dakika kadar olmalıdır.

Bu kürü bir hafta boyunca her gün uygulayın.

Her gün iki defa yapın ve ilk uygulama ile ikinci uygulama arasında mutlaka 6 saat aralık olmasına özen gösterin.



İbrahim Saraçoğlu'ndan Sivilceler İçin Kür

Alkali Diyeti Nedir ? Nasıl Yapılır ?

Vücuttaki pH dengesinin korunması sağlık açısından oldukça önemlidir.

Vücudunuzdaki pH oranınız;

-0 ile 6 arasında ise :asidiktir,hastalık riski yüksektir.

-7:denge,sağlıklıdır.

-8 ile 14 arasında ise :alkalidir.Asidik gıdalar alarak vücudunuzu dengeye sokmalısınız.

Yediğimiz her besinin bir pH değeri vardır.

Bu pH değer vücudumuzu her açıdan etkilemektedir.

Amaç nötr hale getirip denge sağlamaktır.

Bu bilgiler doğrultusunda beslenme uzmanları yeni bir diyet,yeni bir beslenme biçimi sundular.

Alkalli diyeti 3 veyahut 4 hafta sürmektedir.

Burada amaç dengeye ulaşarak sağlığınızı korumaktır.

Bunu uygulayan insanların yorumları doğrultusunda varılan kararda şöyledir;

ilk birkaç gün kendinizi kötü hissedebilirsiniz,ciddi bir sıkıntı yaşamıyorsanız devam edin.

Hafif etkiler görürseniz bu diyetin işe yaradığına işarettir.

Şimdi de diyet planına göz atalım.

Hemen hemen bitkilerden oluşan bu diyet güvenilir yiyeceklerden oluşur.


-Olgun muz, avokado, çilek, sarımsak, kereviz, havuç, kuş üzümü,ve hurma.

Bu gıdalar pH oranı 8.0 düzeyindedir.pH seviyesini alkaliye yakınlaştırırlar.

Aynı zamanda kan basıncının normal seviyede kalmasına katkı sağlar.


-Tatlı elma,kayısı ve yonca.

Bu gıdalar da pH seviyesi 8.0 düzeyindedir.

Aynı zamanda yararlı pek çok enzime sahiptir , hormonal seviyeyi normal seviyede tutarlar.


-Tatlı üzüm, tatlı armut, ananas, erik, kuru üzüm ve sebze suları.

Bu gıdaların pH seviyesi 8.5 düzeyindedir.

Antioksidan bakımından zengindir.

Kan bileşimi üzerinde yapıcı etkissi vardır,detoks için vazgeçilmezdir.


-Kivi, hindiba, ve meyve suları.

Bu gıdaların pH seviyesi 8.5 düzeyindedir.

Aynı zamanda çok güçlü antioksidanlarken flavonoid maddesi bakımından zengindirler.


-Kavun, mango, papaya, ve maydanoz.

Bu gıdaların pH seviyesi 8.5 düzeyindedir.

Aynı zmaanda karaciğer,böbrek,bağırsak temizlemeye birebirdir.


- Kırmızı biber ve kavun.

Bu gıdaların pH seviyesi 8.5 düzeyindedir.

Aynı zamanda serbest radikallere karşı savunucu rolu oynarken,bağırsak temizler.

Endokrin sistemi üzerinde yapıcı bir rol oynarlar.


-Karpuz.

Bu gıdanın pH seviyesi 6.0 düzeyindedir.

Vücudu temizlerken,likopen , beta-karoten ve c vitamini içerirler.


-Limon.

Bu gıdanın pH seviyesi 2.0 ile 3.0 düzeyindedir.

Karaciğeri temizlerken,bağışıklığın güçlenmesinde de yardımcıdır.


Asidik yiyecekler ;balık,et,yumurta,süt,tereyağı,şeker,bezelye,tahıl,fasulye,fındık,alkol,çay,kahve.

Bu besinleri minimum düzeyde tüketmeniz gerekiyor.


Alkali diyetinde diyet planı ikiye ayrılır ; %80 alkali besinler,%20 asidik besinler.

Bu diyette yapılması gereken asitli gıdalardan yavaş yavaş alkali gıdalara geçiş yapmaktır.

-Yemekler çok yavaş yenmeli ve maksimum düzeyde çiğnenmelidir.

-Akşam 7 den sonra yemek yeme işine son verilmelidir.

-Yemeklerin ardına bitkisel çay içilebilir,ancak öğün aralarında alkali suyunuzu için.

-Bitkiler çiğ veya haşlanmış tavsiye edilir.

-Kahvaltılarda sarı ve yeşil sebzeler tüketilmelidir.

-Kurutulmuş meyve ve sebzeler;kendi başına öğün olabilir veya aperatif olarak öğünlere eşlik edebilir.

-Menüde fındık,bezelye ve yeşil fasulye bulundurabilirsiniz.

-Yağlarınızı kimyasal katkı maddesi içermeyen yağlar olarak tercih edin.(örneğin;ayçiçek yağı, zeytinyağ)

-Hububat haftada üç seferden fazla tüketilebilir.

-Yağsız sığır eti,dana eti,kuzu eti,tavuk ve hindi gibi et ürünlerini

abartmadan tercih edebilirsiniz.

-Haftada 2 yada 3 sefer balık tüketebilirsiniz.

Alkaline sularınızı tüketmekten kaçınmayın.Bol bol öğün aralarında tüketin.


Bu diyetin diğer diyetlerden farklı vücut için çok daha sağlıklı olmasıdır.

Sindirimi kolaylaştırır,bağışıklığı artırır.

Denenmesi gereken sağlıklı bir diyet, sağlıklı ve mantıklı bir beslenme önerisi.


Alkali diyetinde yasak olmayanlar:Tüm sebzeler(mantar ve konserve mısır hariç),kuruyemişler(fıstık hariç),fasulye ve baklagiller,kimyasal içermeyen yağlar ve sıvı yağlar,deniz tuzu yada himalaya tuzu

Alkali diyetinde yasak olanlar:Et,deniz ürünleri,mandıra ürünleri,işlenmiş gıdalar,tahıllar,nişastalı yiyecekler,şeker,hidrojene ve kısmi hidrojene yağlar,fermente gıdalar,kurutulmuş meyveler.



Alkali Diyeti Nedir ? Nasıl Yapılır ?

Grup Yorum Madenci Türküsü

İndim maden ocağına kara elmas diyarına

Yeryüzü sıcak olsun diye dost

Yıllar boyu kazma salladım buskunca bu zindanda

Çocuklarım gülsün diye dost

Oysa bizim evde gülen yok


Yürü derler yürü derler açlığa yürü derler

Kara elmas tabut olmuş gerekirse ölün derler

Günü gelir utanmadan ağlaşana gülün derler

Yalanlara artık sabrım yok


Bugün maden ocağına kara elmas diyarına

İnmedik selam olsun sana dost

Ölesiye ışık hasretiyle solmuş bu yüzlere

Grev grev güneş doğmuş dost

Artık kaybedecek bir şey yok


Yer altında ezilenler yeryüzüne seslenirler

Madenler bizim derler gerekirse ölüm derler

Günü geldi grev derler dost

Artık kaybedecek bir şey yok



Grup Yorum Madenci Türküsü

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün Tarihçesi

8 Mart 1857 gününde Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi şartlarda çalışmak istediği için bir tekstil fabrikasında greve başladılar.


Ancak bu grev sonucu polislerin işçilere saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi ve sonrasında çıkan yangında da işçilerin fabrika önündeki barikatları aşamaması sonucu birçoğu kadın olmak üzere 129 kişi hayatını kaybetti.

Bu yangında ölenlerin cenazesine yüzbini aşkın insan katıldı.

Daha sonra 26 Ağustos 1910 gününde Almanya Sosyal Demokrat Partisi öncülerinden Clara Zetkin bu yangında ölen işçilerin anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” adını alarak kutlanması önerisinde bulundu.

Bu önerisi de oybirliği ile kabul edildi.

Önceleri 8 Mart tam olarak belirtilmemişti.İlkbahar aylarında anılıyordu.

1921 yılında Moskova’da gerçekleştirilen bir konferansta belli bir tarih belirlenmesi kararına varıldı ve o gün 8 Mart günü oldu.

Birinci ve İkinci Dünya savaşı yıllarına denk geldiği zamanlarda bazı ülkelerde bu kutlamalar yasaklansa da daha sonraları 1960′lı yıllarda ABD’de kutlanması sonucu daha güçlü bir şekilde kabul gördü.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 gününde bu günü resmen kabul etti.

Bu gün,insan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine,her anlamda başarılarını kutlamak amaçlı kutlanmaktadır.

Bu konuda bilgi veren resmi sitelerde bugünün aslında yangında ölen işçilerin anısına kabul edildiği yazılmamıştır.


Türkiye’de ise ilk kez 1921 yılında kutlanmıştır.

Yurtdışında bir programdan etkilenerek 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı.

12 Eylül 1980 günü gerçekleşen darbe sonucunda 4 yıl ülkemizde kutlamalar yapılmadı.

1984 yılından itibaren her yıl “Dünya Kadınlar Günü” olarak bu gün kutlanmaya devam edildi.

1975 yılında sonra kutlamalar coşkulu bir hal aldı.



8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün Tarihçesi

15 Mayıs 2014 Perşembe

İbrahim Saraçoğlu'ndan Ağız Kokusu Giderici Kür

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan ağız kokusu için kür tarifi için yapılması gerekenler ;

Tamamen bitkisel olan bu kür doğanın bize sunduğu nimetlerden faydalanmamızı sağlar.

3 tane maydonoz yaprağını iyice çiğneyip yuttuğunuzsa 2,3 saate kadar ağız kokusunu önler.

Bunda hazırlanmasını gerektiricek birşey yok.


Sabahları kahvaltıdan sonra ağız iyice yıkanmalı,sonra da altta vereceğim tarife göre de gargara yapılmalıdır.

Bergamot,anason,karanfil,nane bu karışımdan bir çay bardağı suya iki üç damla damlatıp sonrasında ağız bununla gargara yapılmalıdır.

Öğlen ve akşam yemeğinden sonra bitki çayı gibi hazırlanacak karışım içilmelidir.

Bu karışım 30 gram kuşdili,30 gram adaçayı,5 gram karanfil, 5 gram tarçın, 2 gram hindistan cevizi içermelidir.

Bu karışımı da bir çay bardağı kadar ılık suya iki üç çay kaşığı koyup 10 dakika sonra süzerek yine aynı şekilde gargara edilmelidir.

Ancak akşam yatarken;

1 tane sıkılmış limon içerisine 1,5 çay kaşığı kadar yemek tuzu konulan kaba batırılarak dişler ve diş etleri temizlenmelidir.

Bu temizleme işlemini diş fırçanız yardımı ile yapabilirsiniz ama çok bastırmayın.

Çünkü diş ve diş etlerinizi zarar görmesi,kanaması sonucu bu da sabah kalktığınızda çok fazla ağız kokusuna sebep olur.



İbrahim Saraçoğlu'ndan Ağız Kokusu Giderici Kür

Kerebiç Tatlısının Tarifi

Antakya yöresine özgü Kerebiç tatlısının tarifi ;


Malzemeler ;


-Pudra şekeri(varsa özel şekerleme olan köpük)

-2 su bardağı sızma zeytinyağı

-1 bardak su

-Hamur kıvamının aldığı kadar un

-Yarım kilo ceviz içi

-2 tatlı kaşığı tarçın

-3 yemek kaşığı toz şeker

-2 yemek kaşığı tereyağ


Hazırlanışı ;


Bu tatlımız bir nevi kurabiye görünümünde ve tadında olacaktır.

Önce yukardaki malzemeler doğrultusunda hamur yoğurulur.

Fırın 160 dereceye getirilir ve ısıtılmaya bırakılır.

Bir kapta hamurun içine doldurulacak malzemeler hazırlanır.

Bu malzemeler ceviz,toz şeker ve tarçındır.Bu üçü bir kapta bekletilir.

Hamurumuzu minik minik içli köfte yapar gibi şekillendirmemiz gerekecek.

İçli köftedeki kıymalı iç yerine,hamurumuza da hazırladığımız toz şeker,ceviz,tarçın üçlüsü konur.

İçine 1 tatlı kaşığı koymaya özen gösterilebilir.

Fırın tepsisi; varsa yağlı kağıt yoksa sıvı yağ ile yağlanıp şekil verilen hamurlar konulur.

Isıtılmış fırına konulan hamurların pişme süresi ise 25 – 30 dakika civarındadır.

İçine bolca iç koymak tatlıyı daha çok lezzetlendirir.

Pişirildikten sonra varsa köpük yoksa pudra şekeri ile servis edilir.

Tadı ve kokusu da kurabiyeye benzemektedir.



Kerebiç Tatlısının Tarifi

Ispanak Borani Tarifi

Antakya’ya özgü ıspanak borani yapabilmek için gerekli bilgiler şunlardır;


Malzemeler ;


-Yarım kilo kuşbaşı dana eti

-1 kilo ıspanak

-1 kilo tuzlu yoğurt( keçi yada inek ,damak tadınıza kalmış)

-1 tane soğan

-6 diş kadar sarımsak

-Tereyağ

-1 kase yoğurt

-1 yemek kaşığı kurutulmuş nane


 


Hazırlanışı ;


Öncelikle büyükçe bir tencerenin içerisinde etler konur üstüne bir çay bardağı su eklenip ocakta etler suyunu çekene kadar kaynat.

Soğan ve sarımsaklar ince ince doğranır ve tereyağı ile birlikte tencereye eklenir.

Ispanakları da tencereye ilave ettikten sonra bir su bardağı sıcak su koyup 10 dakika kaynatılır.

Tuzlu yoğurtta eklendikten sonra nanesi ilave edilip kısık ateşte yemeğin özleşmesini bekleyin.

Bu bekleme süreniz de yine 10 dakika civarında olmalıdır.Bolca eklenen kurutulmuş nane, yemeği daha da lezzetlendirir.



Ispanak Borani Tarifi

Antakya Lezzeti Aşür'ün Tarifi

Aşür yemeği için yemek tarifi


Malzemeler ;


-4 yemek kaşığı tereyağı

-Bir kilo aşürlük buğday

-1 kilo et (çok az yağlı et)

-5 su bardağı et suyu

-2 kase haşlanmış nohut

-2 tane soğan

-2 yemek kaşığı kimyon

-7 yemek kaşığı dövme biber salçası (yoksa normal biber salçası da bol acı ile kullanılabilir.)


Üzerine Yapılacak Sos için ;


-Kimyon

-Ceviz

-Tereyağ


Bu yemek bazı yörelerdeki keşkek yemeğine benzer.Antakyadaki aşürün keşkekten farkı ise nohut ve biber olmasıdır.


Hazırlanışı ;


Öncelikle etler nohut ile birlikte bol su da haşlanır.

Et ve nohut haşlanınca suyun içinden alınır ve tencerede kalan suya aşürlük buğdaylar eklenir.

Soğanı da dooğrayıp tencereye attıktan sonra birlikte haşlanmasını bekleyin.

Soğanların küçük yada büyük doğranmasının önemi yoktur.Çünkü haşlanırken tamamen kaybolacak.

Damak tadınıza göre tuz,kimyon ve nohut tencereye ilave edilir.

Bu karışım pişince büyük bir tahta kaşıkla buğdayları tencerenin köşesinde ezecek şekilde karıştırılır.

Katı kıvama getirilen yemeğin üstüne eritilmiş bir miktar tereyağ eklenir.

İsteğe bağlı olarak ve tavsiye edilen şekilde ceviz ve kimyon da servise alınan yemeğin üstüne konur.

Görünüş olarak cezbetmese de lezzeti güzeldir.



Antakya Lezzeti Aşür'ün Tarifi

14 Mayıs 2014 Çarşamba

Taziye Mesajı

Türkiye Cumhuriyeti ne yazık ki büyük kayıplar verdi.

Maden ocağında çalışan emekçilerimizin henüz tam da açıklanamayan ancak derin üzüntü veren göçük altında kalmaları sonucu hayatlarını kaybetmeleri hepimizi etkilemiştir.

Öncelikle bu acı kaza da vefat eden vatandaşlarımızın ailelerine sabır ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz,hayatını kaybedenlere ise Allah’tan rahmet diliyoruz.



Taziye Mesajı

Zayıflamak İsteyenler Buraya !

Zayıflamayak isteyenlerin dikkatine !


Sunacağımız bu öneriler belki de bildiğiniz yanlışları düzeltecek, belki de azminizi artıracak bilgiler olacaktır.

Yaptığınız beslenme hatalarından biri de alışkanlıklarınızdır.

Verilen bir öneri belki bir altın kadar değerli olacaktır.

Bu öneriler uzman doktorlar tarafından verilen öğütlerdir.


1)Öncelikle kendinizi zayıflama isteğine odaklayın ve kendinizi beyin ve vücut olarak hazırlayın.

2)Kendinize yeni hedef olarak koyduğunuz bir resminizi mutfakta görünür bir yere asın.

3)Lokmaları ağır ağır çiğneyin.

4)Aç karnına yapılan alışverişlerin,tok karnına yapılan alışverişlerden çok farklı olduğunun farkına varın.

5)Gündelik işleriniz sırasında keyfi olarak atıştırma alışkanlığınızı bir kenara bırakın.

6)Her öğünde doyduğunuz kadar yiyin.Tabağınızı bitirmeye uğraşmayın.

7)Yemek sonrası diş fırçalamanız durumunda iştahınız ister istemez kesilecek ve bol su içme isteği gelecektir.

8)Yemek yeme isteğiniz geldiğinde gerçekten aç olup olmadığınızı sorgulayın.

9)Yürüyen merdiven kullanımını azaltıp normal merdiveni kullanmaya çalışın.

10)Yürüyüşlerinizi yemek yedikten sonra yaparsanız yürüyüş sonrası yemeğe saldırma duygunuzu engellemiş olursunuz.

11)Birşeyler içme isteği geldiğinde bol bol su için.Eğer içme isteğiniz yoksa da zorla içmeye çalışın.Gün içerisinde 1.5 litre su tüketimi yapmanız gerekiyor.

12)Yemeklerin yanına yapılan sosları yapabiliyorsanız su ile yapın.

13)İlla meyve suyu içmek istiyorsanız yarım bardak meyve suyu yarım bardak soda ikilisini karıştırarak için.

14)Ayakta atıştırmak yerine oturarak ve yavaşça yemek yiyin.

15)Yemeğin dozunu kaçırmanız durumunda yarın küçücük bir diyet uygulayın ve dengeleyin.

16)Izgarada pişirilen yemeklerinizi yağlamak yerine sos ile tatlandırın.

17)Yemeklerden önce iştahınızı kesmek isterseniz yulaflı birşeyler yiyin.

18)Şekersiz yada light içecekleri tercih edin.

19)Şeker yerine fazlaca tatlandırıcı kullanmanın ilerde rahatsızlıklara yol açacağını unutmadan tüketin.

20)Abur cubur isteği geldiğinde küçük küçük taneli meyveleri tercih edin.

21)Lokmalarınızı olabildiğince çiğneyin.15 kere,20 kere çiğneyin demek istemiyorum.Biliyorum ki o kadar çiğnemeye zaten ağızda yemek kalmıyor,tadını alamıyorsunuz.

22)Sakızı çok tüketmeyin.Acıktırmasının yanı sıra mide de ürettiği asit size zarar verir.

23)Açlık hissetiğinizde direk yemeğe yönelmek yerine biraz dolaşın ve aklınızı başka bir işle meşgul edin.Hala açlık hissediyosanız sonra yemeğinizi yiyin.

24)Açlık esnasında yenilen bir dilim salatalıkta yine açlık hissinizi hafifletir.

25)Davetlere gitmeden önce yağsız birkaç kaşık yoğurt yiyin.İştahınızı kesmek istiyorsanız.

26)Peyniri yine iştah kesmek için kullanabilirsiniz.

27)Yatarken yenen şekerli ve tatlı yiyeceklerden kaçının.

28)Doğal bitki çayları tüketiminiz hem zayıflamaya hemde zayıflama esnasında bağırsak hareketlerinizi rahatlatacak etkiyi sağlayacaktır.

29)Eğer şeker direnciniz var ve kollesterole de sahipseniz yiyeceğiniz bir dilim limon size yarar sağlar.

30)Çok severek yediğiniz besinler küçük küçük porsiyonlar halinde hazırlanıp tüketilmelidir.

31)Öğünler arası yenen ara öğünler kilo aldırmayacak ve küçük birer meyve olmalıdır.

32)Öğün saatlerinizi bir düzene oturtmanız gerekir.

33)Öğünde yemeniz gereken miktar kadar pişirilmeli yada ısıtılmalıdır.

34)Tabaklarınızı,bardaklarınızı,kaselerinizi vb küçültmenizde fayda var.

35)Aynanın önünde iç çamaşırlı olarak kendinizi inceleyin.Bu size bedeninizin farkındalığı için yararlı olacaktır.

Bazılarımız kendilerini zayıf sanarak kıyafet seçer.Bu hataya düşenlerimize bu en büyük önerimdir.

Sürekli yanlış seçilen kıyafet bedenleri vücudumuzu tanıyamadığımız için oluşan bir sorundur.

36)Akşam yemekleri kesinlikle hafif yenmelidir.

37)Haşlanan sebzelerinizden artan suyu tüketebilirsiniz.

38)Et ve balıkları alüminyum folyo içerisinde pişirin.

39)Besinleri doğrarken münkün olduğunca ince doğranmasına dikkar edin.

40)Bir hafta yediğiniz herşeyi mutlaka not edin ve kendinizi objektif bir şekilde değerlendirin.

41)Çekirdekli meyvelerin çekirdeklerini bir süre ağzınızda bekletin.

42)Zayıflama sürecinde kendinizi belirli kotalar koyarak,ödüllendirerek zayıflamaya teşvik edin.


En önemlileri;Herşeyden azar azar ve kararınca yemek kadar büyük bir önerim olamaz.

Bir de akşamları yapılan en az 40 dakikalık yürüyüşler hem sağlık hem zayıflama açısından çok yardımcı olacaktır.

Yapılan beslenme anlamında kaçamaklar dengelenirse kaçamak yaptığınızda vicdan azabı çekmezsiniz.



Zayıflamak İsteyenler Buraya !

13 Mayıs 2014 Salı

Babalar Günü'nün Tarihçesi

Daha önceki yazımızın birinde http://www.soruyorumogreniyorum.com/anneler-gununun-hazin-tarihcesi.html’sini anlatmıştık.

Şimdi de Babalar Günü’nün tarihçesinden bahsedelim.

Babalar günü de aynı şekilde anneler günü mantığında olduğu gibi dünyadaki tüm babaları onure etmek için kabul edilmiş özel bir gündür.

Bir çok ülkede her yıl Haziran ayının üçüncü pazar günü olarak kutlanmaktadır.


Babalar Günü nereden çıkmıştır?-Babalar Günü’nün tarihçesi nedir?


Bir Amerikan İç savaşında gazi olmuş babanın küçük kızı olan Sonoro Smart Dodd,anneler gününden haberdardı ve babalar içinde özel bir gün istiyordu.

Çünkü vefalı bir babası vardı.O kişi William Smart’tı.Annesi altıncı kardeşlerinin doğumu sırasında vefat etmişti.Annesiz büyümüş beş kardeşi ve kendisiyle birlikte altı çocuğu olan babasının vefası karşısında birşeyler yapmak istemekteydi.

Babası 5 Haziran gününde doğduğu için bugünün babalar günü olarak ilan etmek için çalışmalar yapmaktaydı.

Yaptığı hazırlıkların o güne yetişememesi sonucunda ertelenen gün Haziran ayının üçüncü pazarı günüydü.

Yaptığı çalışmalarının sonuç vermesi üzerine ilk kez 19 Haziran 1910 günü Washington’un Spokane şehrinde Babalar Günü kutlanmıştır.

1924 yılında ABD başkanı Calvin Coolidge kutlamalara destek olmuştur ama bu günü resmi bir boyuta taşımamıştır.

1966 yılında ise ABD’nin o dönem ki başkanı Lyndon Johnson her yıl bugünün(Haziran ayının üçüncü pazarının) Babalar Günü olarak kutlanması için bildiri yayımlamıştır.

1972 yılında başkan Richard Nixon’ın izni ve imzası ile yasal bir kutlama olarak ABD’de resmi tatile varacak kadar resmileştirmiştir.

Yalnız Katolikler bugüne dini bir yorum getirdikleri için Hristiyanlık peygamberi Hz.İsa’nın babasının anısına kutlarlar.

Bu yüzden daha farklı bir günde Mart ayının ondokuzuncu gününü St.Joseph Günü adı altında kutlarlar.

NOT:2014 yılında ise Babalar Günü 15 Haziran pazar gününe denk gelmektedir.

Diğer yazımda da belirttiğim gibi bugününde abartılı kutlanmasını istemeyen bir insanım.

İnsanların hepsi o kadar şanslı olamıyorlar.

Babasını tanıyamayan yada daha babasını çocuk yaşta kaybeden ve yahutta hangi yaşta olursa olsun babası vefat ettiği için bugünlerde çok daha hüzünlenen insanların varlığı da göz ardı edilmemelidir.



Babalar Günü'nün Tarihçesi

Su Bozulur Mu ?

Su düşünülenin aksine bozulabilen bir sıvıdır.

Bu zamana kadar suyun bozulmadığını düşünenler olabilir, onlar için konuya açıklık getirelim.

Pütrefikasyon yoluyla yani bakteri üremesi sonucunda su bozulur.

Örneğin bir miktarını içip kalan kısmını sıcak havada arabanızda uzun süre beklettiğinizde suyun kapağını açınca pis bir koku alırsınız.

Bu o suyun bozulduğu için yaptığı kokudur.

İçerken ağzınızı değdirdiğiniz pet şişenin ağız kısmına bakteriler bulaşır,arabada sıcak havada beklerken de ürer ve suyu bozar.

Hiç açılmamış pet şişelerinde tabiki bozulma sorunu vardır.

Bu da plastik şişenin bozunumuyla alakalıdır.

Cam şişelerin pet şişelerden daha sağlıklı olduğu duyumu da buradan gelmektedir.

Niçin su markaları cam damacana yapıyor ? Niçin cam şişelerde su satmaya çalışıyorlar ve daha pahalı oluyor?

Çünkü pahalı olması tabiki plastik ve camın maliyet durumundan etkileniyor.

Çünkü cam plastiğe göre bozunum olayında daha avantajlıdır.

Çünkü plastik şişe de sıcağın altında uzun süre kalan yada depo da uzun süre kalan sular bakteri üretiyor ve içenleri zorlu bir hastalık sürecine sokuyor.

Bunun örneği bir yaz döneminde Ankara’da olmuştu.Damacana içmek zorunda kalanlar bir salgına yakalandı.

Hiç kimse sudan olduğunu anlamamıştı ama doktorlar bunu söylemişti.Uzun süre uygunsuz şartlarda saklanan damacanalar salgın yaratmıştı.

Bu salgında insanlarda aşırı halsizlik,mide bulantısı,bağırsak rahatsızlıkları gibi etkiler görülmüştü.

Bu yüzden suyun bozulduğu kesin ve net bir bilgidir.



Su Bozulur Mu ?

Evde Yapılabilen Döner Tarifi

Dışarıda yapılan dönere güvenemeyenler yada evde yapılan yemekleri daha lezzetli bulanlar için evde yapılabilen döner tarifi


Malzemeler :


-Arzu ettiğiniz kadar yağsız et (Hayvanın neresinin eti olacağı kendi damak tadınıza kalmış.)

-2 çay kaşığı karabiber

-2 çay kaşığı tuz

-Yarım çay bardağı sıvı yağ

-3 çay kaşığı kırmızı biber

Hazırlanışı :


Öncelikle geniş bir tavaya yağ dökülür.

Daha sonrasında etler kare kare doğranır.

(Kurban bayramında buzluğa attığınız bir etinizi buzluktan direk alıp tamamen çözdürmeden çok ince olarak doğranayabilirsiniz.)

Eğer kasaptan alıp yapılacaksa 1 saat buzlukta bekletilip daha sonrasında ince ince kare şeklinde kesip tavaya atılmalıdır.

Tavaya atılan yağ ve etlerin üstüne de baharatlarını da konduktan sonra sevdiğiniz pişkinlik seviyesine kadar pişirin.

Daha sonrasında da servis ederken sumaklı soğanlarla yada pirişilmiş sebzelerle de servis edilebilir.

İstenirse ekstra olarak patates kızartması,domates,turşu ile gobit ekmeğin arasında da sunum yapılabilir.



Evde Yapılabilen Döner Tarifi

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü

Fenerbahçe Kulübü başkanlığı yapan Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe Kulübü’nün resmi internet sitesinde yayınladığı yazı dikkatleri üzerine çekti.

Bu paylaşımı “Anneler Günü” için yaptığı anlaşılan Yıldırım’ın sözleri dikkat çekti.

20 Eylül günü hafızalara önemli bir gün olarak kayıt edilmiştir.

Bu günü resmi olarak ” Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü ” olarak kutlanması için girişimlerinden bahsetti.


Ve yazı şu şekilde yayımlandı ;


“Kutsal varlıklarımız olan tüm kadınların ve annelerimizin, 11 Mayıs Anneler Günü’nü, yürekten kutluyorum…

Bu güzel gün vesilesi ile Fenerbahçe tarihine adını altın harflerle yazdıran, emeğin ve mücadelenin sembolü olan Fenerbahçeli Annelerimize ve Kadınlarımıza vermek istediğim bir hediye var.

Bugünden itibaren Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı olarak ilan ediyorum ki; Fenerbahçe için unutulmayacak bir gün olarak tarihe kazınan 20 Eylül tarihi resmen “Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü” olacak ve bu şekilde kutlanacak; Tüm Fenerbahçe camiası tarafından böyle anılacaktır.

Hepinize, sonsuz teşekkürler…”



Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü

Ev Yapımı Çilekli Limonata Tarifi

Yaz mevsimine uygun bir tarifimiz var.

Evde yapabileceğiniz güzel bir içecek olan çilekli limonata için ;


Malzemeler :


-3,4 adet kadar limon

-Yarım kilo kadar çilek

-1 su bardağı şeker

-Bir miktar su

-Süslemesi için ise 4,5 tane nane yaprağı


Hazırlanışı :


Limonlarımızı yıkadıktan sonra öncelikle limonlarımızı sıkalım sonrasında ise kabuklarını rendeleyelim.

Limon kabukları ve şekeri iyice karıştıralım.

Çilekleri de yıkadıktan sonra tamamen ezilmiş hale gelene kadar mikserde çevirelim.

Mikserde çevirdiğimiz çileklerimizi şeker ve limonla karışmış tabağımıza alalım.

Limon suyumuzu ekleyip damak tadımıza göre de su ekleyelim.

Böylece evde çilekli limonatamızı yapmış bulunuyoruz.



Ev Yapımı Çilekli Limonata Tarifi

11 Mayıs 2014 Pazar

Nelson Mandela Kimdir ?

Nelson Rolihlahla Mandela ya da aynı zamanda kabile adıyla Madiba, Güney Afrikalı ayrımcılığa karşı çıkmış ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyahi devlet başkanıdır.

1994 yılında ilk kez bütün halkın katılmış olduğu seçimlerde devlet başkanı seçilen Mandela yönetimi boyunca ırkçılığı engellemek , fakirlik ve eşitsizliği bitirmek için uğraşmıştır.

Siyasi görüş olarak ise Demokratik Sosyalistliği benimsemiştir.

Afrika Ulusal Konseyi siyasi partisinde 1990 yılından 1999 yılına kadar da parti başkanı olmuştur.

Bantu dillerine ait olan Xhosa dilini konuşan Thembu kabilesinde kabile şefinin oğlu olarak doğmuştur.

Fort Hare Üniversitesi ve Witwatersrand Üniversitesi’nde hukuk eğitimini tamamlayan Mandela Johannesburg’un ilçelerinde büyümüştür.

Buralarda büyürken ise sömürgecilik karşıtı hareketi benimsemiştir.

ANC’ye katılarak bu partinin gençlik kolunun kurucu üyesi olmuştur.

Ulusal Parti , Apartheid’ı 1948 yılında uyguladığında , ANC’nin 1952 yılında Başkaldırı Mücadelesi dikkat çekmiştir ki bu mücadelenin yabancı adı ise Defiance Campaing’dir.

Bu yaptığı etkinlik sonucu Halk Kongresinde Transvaal ANC koluna seçim sonucu başkan olarak seçilmiştir.

Avukatlık yaptığı dönemlerde sürekli kışkırtıcı hareketlerde bulunma sebebiyle İhanet Duruşmaları yüzünden tutuklandı.

1956 yılındandan 1961 yılına kadar bu sebepten tutuklu kalmıştır.

Önceleri amacı şiddet içermeyen protestolar yapılacak olması düşünülmesine rağmen Güney Afrika Komünist Partisi ile birlikte 1961 yılında daha sonrasından devlet hedeflerine saldıracak olan militan Umkhonto we Sizwe (MK) örgütünü kurmuştur.

1962 yılında devlete zarar vermek için komplo kurmaktan ömür boyu hapse mahkum edildi.

Mandela hapis cezasını öncelikle Robben Adası’nda daha sonrasında da Pollsmoor Hapishanesinde çekmiştir.

1990 yılında yani 27 yıl sonrasında hapishaneden çıkmasına onay verilmesi için kampanya düzenlemiştir.

Hapis cezasına son verildikten sonra ANC başkanı olmaya devam eden Mandela otobiyografisini yazmıştır.

Hapisten çıktıktan sonra aynı şekilde da aynı şekilde mücadele etmiştir.

Devlet başkanı olan Mandela yeni bir anayasa oluşturmuştur.

Bu anayasada toprak reformu yoksulluklara karşı mücadele sağlık konusunda gelişmelere yer vermiştir.

Aynı zamanda geçmişte yaşamış insan hakları ihlalini inceleyip araştırması için komisyon oluşturmuştur.

Libya ve Birleşik Krallık arasındaki bir facianın arabuluculuk görüşmelerinde yer aldı.

İkinci kez yeniden seçime katılmayı istemedi ve yerine seçimlerin sonucunda yardımcısı olan Thabo Mheki geçmiştir.

Mandela bundan sonrasında ulusal lider olarak hayır işleri , yoksulluk ve AIDS’le mücadele gibi konularda aktifleşti.

Bu devrimleri ve görüşlerinden ötürü uluslararası bir beğeni toplayan Mandela 1993 yılında Nobel Barış ödülü,ABD Başkanlığı Özgürlük Madalyası,Sovyet Lenin nişanı da içerisinde bulunmak üzere 250 den fazla ödüle layık görüldü.

Güney Afrikalılar için ise yeri çok ayrıdır.Onu “Ulusun Babası” olarak kabul ederler.

Bu anlatılanlar siyasi hayatıydı.Şimdi ailevi bilgilerini de merak edenler için onları anlatalım.

Kabile şefi olan babası Gadla Henry Mandela’dır.Fort Hare Üniversitesi’nde öğrenci boykotuna karıştığı sebebiyle üniversiteden uzaklaştırılan Mandela oradan ayrıldı ve başka bir yere gitti.

Gittiği yerde bir süre madenlerde polis memurluğu görevini ifaa etti.

1942 yılında gittiği Witwaterstrand Üniversitesi’nin hukuk fakültesinden mezun olarak avukatlık yapmaya başladı.

Bu siyahilere göre büyük bir zaferdi.Çünkü ülkenin ilk siyahi avukatı unvanını aldı.

Irk ayrımıyla mücadele eden Mandela siyahiler için bir simge haline gelmişti.

Daha önce verilen hapis cezası ise 1990 yılında devlet başkanı De Klerk taradından şartsız tahliye edilmesi kararı ile sona erdirildi.

Serbest bırakıldığında 71 yaşındaydı.Irk ayrımı olmaksızın herkes serbest kalmasına sevindi.

Mandela’nın “Mücadele benim hayatımdır.Hayatımın sonuna kadar siyahların bağımsızlığı için mücadele edeceğim.” sözleri, halk arasında onu

simge haline getirdi.Öncü bir lider kabul edildi.

Bu siyasi hayatının yanında tabiki evlilik yapmış evlatları olmuştur.

1994 yılında Evelyn Ntoko Mase ile evlenen Mandela iki kız ve iki oğlan sahibi olmuştur.

İlk kız çocuğu 9 aylıkken öldüğü için ikinci kızının adını da ilk kıznın anısına aynısını koymuşlardır.

İlk oğlu Thembi 1969 yılında trafik kazasından öldüğünde oğlunun cenazesine katılmasına izin verilmedi.

İkinci eşi Winnie Madikizela-Mandela ikinci kızları doğduktan 18 ay sonra siyahilerin liderliğini üstlenmiştir.

Mandela 1990 yılında hapis cezası bittikten sonra eşi adam kaçırma ve cinayet suçlarından yargılanmış ve 1996 yılında ise boşanmışlardır.

İlk kızları Zenani,Svaziland prensi ile evlendikten sonra babasını hapishanede ziyarete izin verilmemiştir.

80 yaşına bastığı gün yaptığı üçüncü evliliğini ise Graça Maçhel ile yapmştır.

Graça Maçhel ise eski Mozambik Başkanının 1986 yılında uçak kazasında öldüktan sonra dul kalan eşi idi.

Bir çok aldığı ödül vardır.

40 yıl içinde 100′den fazla ödül alan Mandela 10 Mayıs 1994 tarihinde Güney Afrika’nın ilk siyahi devlet başkanı seçilmiştir.

2008 yılında ise ABD terörist listesinden Mandela’nın ismini çıkarttı.

8 Haziran 2013 gününde hastaneye kaldırılan Mandela , 5 Aralık 2013 gününde ise hayatını kaybetmiştir.



Nelson Mandela Kimdir ?

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Adımsayar ( Pedometre ) Nedir ?

Adından da anlaşıldığı üzere adımlarınızı sayan son teknoloji ürünlerdir.

Bu cihazları kullanarak sağlıklı bir yaşam için teşvik olur yürürsünüz hareket edersiniz.

Aynı zamanda günlük yaşantınızın hareketliliği anlamında sizi bilgi verir.

Bunu daha çok kilo sorunu yaşayan insanlar tercih ederken aslında bunun herkes tarafından kullanılmasında yarar vardır.

Tabi bu ürün nasıl çalışıyor nasıl doğru bilgi veriyor onları merak ediyorsanız şimdi de onlarla ilgili bilgi vereyim.

Adımsayarınızı ( pedometrenizi ) doğru sonuçlar almanız için doğru yerlere konumlandırmanız gerekmektedir.

Genellikle belinizin sağına veya soluna takmanızı önerirler.

Taktıktan sonra da öncelikle doğru sonuçlar alıp almadığınızı kontrol edin.

Bu sayede doğru yere koymuş olduğunuzu teyit edin.

Eğer yan dönmüş olursa yada ters dönmüş olursa adımsayarınızın doğru veriler vermeyeceğini bilmelisiniz.

Mümkün olduğu sürece adımsayarınızı aynı bölgeye konumlandırın.

En basit adımsayar bile adım sayınızı , yürüdüğünüz mesafeyi ,harcadığınız enerjiyi (kaloriyi) ölçebilirsiniz.

Daha gelişmiş olanların da ise çok daha fazla veri saklanmakta kaydedilmekte ve ayrıca bilgi verilmektedir.

Türkiye’de şuan da aile hekiminizin gerekli görüp yazması halinde sağlık ocağından da ücretsiz temin edilebilmektedir.

Fiyatları çok pahalı da değildir.Kolaylıkla alınabilecek meblalardır.5 liradan başlar.

Günümüzde gelişmiş teknoloji ürünü olan akıllı telefonlarınızda G sensörü sayesinde bu tarz uygulamalardan yararlanabilirsiniz.

Pedometre yürürken vücudunuzun sarsılma durumuna göre hassasiyetle ölçüm yapar.

Artık pedometreler çok gelişmiştir.İnanılmaz güzel özellikler eklenen pedometrelerin doğal olarak ücretleri de biraz daha pahalıdır.



Adımsayar ( Pedometre ) Nedir ?

Gazi Üniversitesi'nin Tarihçesi

Gazi Üniversitesi 1926 yılında Ankara’da kurulan bir devlet üniversitesidir.

Mustafa Kemal Atatürk Sanat eğitimi yönünden Cumhuriyet tarihinin öncüsü olması için kurmuştur.

Birinci Ulusal Mimarlık Akımının öncülerinden olan Mimar Kemaleddin’in başarılı projesi,Ankara’nın merkezinde önemli bir yapıya dönüşerek “Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü” adıyla açıldı.

Burası şuanki rektörlük binasıdır.

Enstitünün adı 1929 yılında “Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü” olarak revize edildi.

1976 yılında ise “Gazi Enstitüsü” ismiyle hizmet vermeye devam etmiştir.

1982 yılında ise 2809 sayılı konun ile “Gazi Üniversitesi” olur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten ismini alan bu üniversitenin oldukça çok bölüm ve branşı vardır.

Yurtdışından gelen öğrencilerin geliş sebebi olan bu üniversitede yabancı ülkelerle imzalanmış anlaşma sonucunda uluslararası bir varlık kazannmıştır.

Türkiye’nin en çok fakülte ve yüksekokuluna sahip olan bu üniversite kendini ulusal ve uluslararası olarak kanıtlamıştır.

Dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamasında ilk 500 içinde bulunmaktadır.Pekçok önemli Türk ressam ve heykeltraş buradan mezun olarak iş hayatına başlamıştır.

Türkiyede eğitim fakültesi tarafından oldukça köklü ve gelişmiş bir yerdedir.

Yabancı dil eğitimi vermekle birlikte bunu her bölümünde zorunlu tutmamaktadır.

Tıp,eğitim,iktisadi ve idari bilimler, hukuk fakültesi açısından Türkiye için önemli bir üniversitedir.

Oldukça fazla kampüsü olan bu üniversite dağınık bir yerleşkeye sahiptir.

Meslek yüksekokulları ve yüksekokulları da bünyesinde barındırmaktadır.

Gazi Üniversitesi’nin şuan ki rektörü 6 Ağustos 2012 tarihinde görevine başlayan Prof. Dr. Süleyman Büyükberberdir.

Sloganı ve her fakültesinde yer alan yazısı ise “Gazili Olmak Ayrıcalıktır” ilkesidir.



Gazi Üniversitesi'nin Tarihçesi

Bilkent Üniversitesi'nin Tarihçesi

Bilkent Üniversitesi Ankara da olmakla birlikte bir vakıf(özel) üniversitedir.

İhsan Doğramacı’nın sağlık,eğitim ve bilim araştırma vakfının kararı ile 20 Ekim 1984 gününde kurulmuştur.

Aynı zamanda o dönemdeki ilk kurulan özel üniversite olmasından dolayı da özel bir yeri vardır.

Bilkent isminin açılımı ise “Bilim Kenti”dir.

1967 yılında Ankara’nın batı tarafında oldukça geniş bir arazi alınıp 1980 yılında bina ve inşaat yapımları ile devam etmiştir.

Şuan ki Mühendislik Fakültesi ve kütüphanenin olduğu yerler o zamanın ilk kurulan yerleşkesiydi.

Daha sonrasında artan öğrenci ve bütçe ile her türlü sosyal tesis , yemek yerleri ve oldukça geniş bir kampüs alanına erişmiştir.

Zamanla ilkokul ve lise düzeyinde okullar açmış ve başarılı bir eğitim vermeye başlamıştır.

Dünyada tanınan bu üniversitenin 1986 yılında 386 öğrencisinin olması ise hayret vericidir.

Yapılan yurtdışı anlaşmaları ile de eğitimine ulusal boyut kazandırmıştır.

Mezunları ile bağını koparmamak , iletişimde kalabilmek için de Kariyer Merkezi oluşturmuştur.

Zorlu ama kaliteli eğitime sahip olan Bilkent üniversitesinin öğretim dili yabancı dildir.

Burada okumak isteyen öğrenciler öncelikle hazırlık bölümünün geçmek zorundadır.

Şimdi ki rektörü ise İhsan Doğramacı’nın damadı Prof.Dr.Abdullah Atalar’dır.



Bilkent Üniversitesi'nin Tarihçesi

Türkiye'de Anneler Gününün Tarihi

Türkiye de 1956 yılında yayınlanan bir kararname ile her yıl Mayıs ayının ikinci pazar günü kabul edilmiştir.

Bu kararnamenin anısı olarak o yıl , ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın resmini bulunduran bir hatıra pulu çıkarıldı.

Ama şuan da ülkemizde fazla fazla coşkulu kutlanırken annesi vefat etmiş annesinden uzakta kalmış belki de annesini hiç tanımamış birileri unutulmaktadır.

Ben kendi adıma bu duyarlılığı ülkemden beklerken o kadar yoğun bir kutlama havası var ki sadece maddi hediye almakla geçiştirilmeye çalışılıyor.

İnsanlar bu günlerde annesinin kıymetini anlamalı hasret çeken anneleri gözü yolda bırakmamalı ama aynı zamanda anne hasreti çeken çocukların da gözünü yolda bırakmamalıdır.


Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün annesinin mezarı başında ise şu sözleri sarfetmiştir;


“Valdemin ruhuna ve bütün ecdat ruhuna müteahhit olduğum vicdan yeminini tekrar edeyim.

Valdemin medfeni önünde ve Allah’ın huzurunda aht ve peyman ediyorum.

Bu kadar kan dökerek milletin istihsal ve tesbit ettiği hakimiyetin muhafaza ve müdafaası için icap ederse valdemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyeceğim.

Hakimiyet-i milli’ye uğruna canımı vermek, benim vicdan ve namus borcum olsun.”



Türkiye'de Anneler Gününün Tarihi

Anneler Gününün Hazin Tarihçesi

Anneler gününün tarihçesi çok eski zamanlara dayanıyor.

Anneleri onurlandırmak gururlandırmak adına kutladığımız bu gün hemen her ülke için farklı günlere denk gelir.

Hemen her ülkede farklı günlerde genelde hediye alarak kutlanan bu gün aslında eski bir gelenektir.


Bu gelenek , Antik Yunanlıların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olarak kabul edilen Rhea yı onurlandırmak için her yıl ilkbahar festivali adı altında kutlanır.

Bu şekilde bugün neden kutladığımızın da temelleri atılmış olur.

Antik Yunanlılar bu şekilde kutlarken;Antik Romalılar ise ilkbahar festivallerini İsa peygamberin doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça kabul edilen Kibele’yi onurlandırmak için kutluyorlardı.

Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan Amerikalı Anna Jarvis isimli kişinin (yukardaki resimde) annesini (Ann Maria Reeves Jarvis) kaybetmesi üzerine 1908 yılında anma günü olarak başlattığı bu gün,1914 yılında kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.

Bu kız önce annesi için kendi arkadaşları arasında annesinin ölüm yıl dönümü gününde toplanarak annesini anması ile başladı.

O dönemin Teksas valisi bu anma günlerini resmi bir niteliğe ulaştırdı.


Anneler günü farklı ülkelerde farklı zamanlarda kutlansa da en geniş tabiri ile Mayısın ikinci haftasında kutlanmaktadır.



Anneler Gününün Hazin Tarihçesi

9 Mayıs 2014 Cuma

Salatalığın Bilinmeyen Faydaları

‘The New York Times’ gazetesinde de yayımlanan bu bilgiler sizi çok şaşırtacak.


1) Günlük almanız gereken vitaminler salatalıkta mevcuttur.

Bir adet salatalıkta B1,B2,B3,B5,B6,C vitamini , folik asit ,kalsiyum , demir,magnezyum,fosfor,potasyum,çinko içerir.


2)Yorgunluk hissettiğinizde kahve , çay yerine bir de salatalığı deneyin.

Kısa bir süre de olsa enerjinizi toplamanıza yardımcı olur.


3)Duş aldıktan sonra aynanızın buğulanmasına bile bir çözümdür aslında.

Bir salatalık dilimini alıp aynayı ovun. Hem buğulanmayı bitirecek hemde parlattığı aynanızı güzel kokutacaktır.


4)Haşerelerin bahçenizde yada evdeki saksıda baktığınız bitkilerinizde yarattığı zararlara da etkilidir.

Alüminyum tabak yada folyoya salatalık dilimlerini koyduktan sonra ortaya koyun.Evdeki saksılarınız için ise toprağının üzerine koyun bu hazırladığınız malzemeleri.

Salatalık ve alüminyum birleşince insanların alamadığı ama haşereleri kaçırıcı bir koku yayar.


5)Bayanların selülit problemine bile etkili olan salatalık bu sorunun yaşandığı yerlere konur ve ovulur.

Salatalıkta bulunan fitokimyasallar derinizdeki kollajenlerin gerilmesine katkıda bulunur.

Bu aynı zamanda kırışıklıklar için de geçerlidir. Özellikle göz civarı için uygulanabilir.


6)Uyumadan önce birkaç dilim salatalık yedikten sonra sabah kalktığınızda daha dinç ve baş ağrısı olmadan uyanırsınız.

Salatalık vücudun gün içindeki koşuşturmacanızdan dolayı kaybettiğiniz birçok vitamin,elektrolitleri ve alınması gereken bir parça şekeri size geri kazandırır.


7)Diyet yapanlar için de salatalık önerilir.İştahınız açıldığında ilk tercih edeceğiniz sebze olmalıdır.


8)Ayakkabı boyanızın kalmadığı günlerde acil bir çözüm olarak taze kesilmiş bir salatalık ovalanırsa ayakkabınız temizlenmiş ve parlamış olucaktır.

Ayakkabınızı su geçirmez hale getirecektir.


9)Kapı,pencere gıcırtılarınız için de salatalık kullanılabilir.

Bir dilim salatalık alıp gıcırtı yapan yerlere sürmelisiniz menteşenin civarına ama.


10)Bir tas kaynar suyun içine ince dilimlenmiş salatalıkları koyun. Tası alın ve bulunduğunuz odaya koyun.

Salatalığın içindeki kimyasallar ve diğer besinler kaynar suyla birleşince suyun buharı ile odaya yayılır.

Bu yayılan koku ve aroması tüm gerginliğinizi alır.


11)Ağzınız kötü koktuğu zaman bir salatalık dilimini damağınıza yerleştirip 30 saniye bekleyin.

Ağzınızda koku yapan bakteriler fitokimyasallar sayesinde ölür.


12)Evye ve lavabolarınız bir dilim salatalık ile ovulduğunda lekeleri ve kirleri temizler.Parlaklık verir.

Aynı zamanda doğal yollarla temizlik yapıldığı için kimyasalların zararlarına karşı kendinizi korumuş olursunuz.


13)Kalemle yanlış yazdığınız yazıyı salatalık kabuğu ile yavaşça silerseniz silebilirsiniz.Duvarlarda da deneyebilirsiniz.



Salatalığın Bilinmeyen Faydaları

Frida Kahlo Kimdir ?

Gerçek adı Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon olan 6 Temmuz 1907 günü doğan ve 13 Temmuz 1954 gününde hayatını kaybeden Meksikalı ressamdır.


20.yüzyıl popüler kültür ikonu haline gelen Meksikalı ressam , resimlerinin yanında aynı zamanda da dalgalı hayatı ve politik görüşleri ile tanınmıştır.

Sanatı dışarıdan sürrealist olarak nitelendirilmişse de kendisi bu nitelendirmeyi kabul etmemiştir.

Aynı zamanda ressam Diego Rivera’nın hayat arkadaşı,eşidir.


1907 yılında Mexico City’nin güneylerinde Coyoacan’da ,Macar Yahudisi fotoğraf sanatçısı Wilhelm Kahlo ve Kızılderili asıllı Matilde Calderon Gonzales’in dört kızından üçüncü kızı olarak dünyaya geldi.

6 Temmuz 1907 de doğmuş olmasına karşın, kendi kararı sonucunda doğum tarihini Meksika’nın devrim tarihi olan 7 Temmuz 1910 olarak ilan etmiştir.

6 yaşında geçirmiş olduğu çocuk felcinden dolayı bir bacağı engelli olduğu için kendisine “tahta bacak Frida” denmiştir.

O dönemin en iyi eğitimini veren Ulusal Hazırlık Okulu’nda okumuştur.

Bu okulda sanat,edebiyat ve felsefe gibi alanlara yoğunlaşmıştır.

İleri dönemlerinde ise Meksika düşünün yaşamının önemli isimleri olarak anılacak Alejandro Gomez Arias, Jose Gomez Robleda, Alfonso Villa okul arkadaşları oldu.

Okulunda anarşist bir edebiyat grubuna dahil olan Frida, 19 yaşına geldiğinde ise geçirdiği elem trafik kazası hayatına yön vermiştir.


17 Eylül 1925 tarihinde okuldan eve dönmek için bindiği otobüsün yol üzerindeki tramvayla çarpışması sonucunda birçok kişi ölürken Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkan trenin bir demir çubuğu ile olay sonuçlanmıştır.

Bundan sonrası acı,korseler,tedaviler ve 32 kez ameliyat operasyonu ile devam etti.

Çocuk felci sebebiyle engelli olan sağ bacağı 1954 yılında kangrenden dolayı kesilecektir.

Kazanın üstünden 1 ay geçmesi üzerine hastahaneden taburcu olan Kahlo,ailesinin kendisine oyalanması ve acılarını unutması için seçtiği resim çizme etkinliği ile hayatına devam etmiştir.

Yatağının tavanına konumlandırılmış aynaya bakarak oto portler yapmaya başlar.

1926 yılında yaptığı ilk otoportresnini ismi ise “Kadife Elbiseli Otoportre” dir.

1927 yılında yürümeye başlayan Frida , o dönemde sanat ve politika üzerinde yoğunlaştı.

Kübalı önder Julio Antonio Mella ve fotoğraf sanatçısı Tina Modotti ile tanışıp yakın arkadaş oldu.

Birlikte davet ve tartışmalarda yer aldılar. 1929 yılında ise Meksika Komünist Partisi’ne üye olmuştur.

Arkadaşı aracılığı ile eşi Diego ile tanışan Frida resimlerini ona gösterirken aralarındaki etkileşim sonucu aşık olmuşlar ve 21 Ağustos 1929 yılında evlenmişlerdir.

Diego’nun üçüncü eşi olan Frida evliliklerinde güvercin Diego ise file benzetilmiştir.

2000 yılında bir ABD’li koleksiyoner tarafından alınan ; Frida’nın ikinci otoportresini evlendiği yıl yapmıştır.

Aynı yıl içerisinde eşinin Komünist partisinden ihracı üzerinde Frida’da partiden ayrılmıştır.

1930 dan 1933 yılına kadar eşinin işi nedeniyle orada yaşamıştır.

Evliliklerinin 2 yıl ertesinde düğün fotoğraflarından yola çıkarak “Frida ve Diego Rivera” (1931 yılında) adlı tablosunu yaptı.

Bu tablo bir sergide yayınlanan ilk tablosu olmuştur.

Sıkıntılı,dalgalı evlilik yaşamışlardır.

Sağlık sebebi ile çocuğunu aldırmak zorunda kalan ve daha sonrasında da iki kere üst üste bebeğini düşüren Frida , eşinin aldatması üzerine 1939 da ondan ayrılmasına rağmen bir yıl sonrasında tekrar evlenip Frida’nın çocukluğunu geçirmiş olduğu “Mavi Ev”e yerleştiler.

1938 senesinde New York şehrinde açtığı sergi ona büyük şöhret getirdi, 1939 yılındaki Paris sergisi ile övgüler topladı.

1943 yılında La Esmeralde adlı yeni bir sanat okulunda çğretmenlik yapan Frida sağlığının el vermemesine rağmen 10 yıl boyunca eğitim vermiştir.

O öğrencilere ise “Los Fridos” ( Frida’nın öğrencileri) deniyordu.

1948 yılında tekrar partiye katılmak için başvuruda bulundu ve kabul edildi.

1950 yılında omurgasından kaynaklı sorunları nedeniyle hastahaneye kaldırılan Frida 9 ayını burda geçirdi.

1953 yılının Nisan ayında ise Mexico City’de şahsi bir sergi açtı.Temmuz ayında ise sağ bacağı kesildi.


13 Temmuz 1954 yılında akciğer embolisi teşhisinden dolayı vefat ettiğinde arkasında bıraktığı son eseri “Yaşasın Yaşam” isimli bir natürmorttu.

Cenazesi ertesi gün yakıldı.Külleri ise Mavi Ev’de saklanmaktadır.Bu ev ise 1955 senesinde Rivera tarafından devlete bağışlanmıştır.


2002 yılında Salma Hayek’in Frida Kahlo’yu canlandırdığı “Frida” isimli sinema çekildi.

2005 yılında ise hayatını anlatan belgesel “The Life and Times Of Frida Kahlo” çekildi.


Frida’nın 143 eseri vardır.Bunlardan 55 tanesi de otoportredir.Çizdiği resimlerinde ,Pablo Picasso’ya bile “Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz” dedirttiği söylenir.

Otoportrelerini çizerken baktığı yatağının üstünde konumlandırılan aynasına ise gecelerin ve gündüzlerin celladı demiştir.

Hayvanlarla ilgili iki portresi bulunur;1941 yılında yaptığı “Ben ve Papağanlarım” ve 1943 yılında yaptığı “Maymunlarla Otoportre”dir.

Doktoru, yatağından çıkmasını yasaklayınca için serginin açılışına karyolasında taşınarak götürülmüştür.

Bazı rivayetler arasında ise Diego ile ablasının Frida’yı aldattığı geçer.Gerçeklik payı bilinmemekle birlikte sadece bir rivayettir.



Frida Kahlo Kimdir ?

8 Mayıs 2014 Perşembe

Sigarayı Bırakmak İçin Alternatif Tedavi Yöntemleri

Hastalıklara engel olmak için yapılabilecek en önemli adım sigarayı bırakmaktır.

Sigara kullanan her 100 kişiden 70’i sigarayı bırakmak istemekle aynı zamanda her yıl 100 kişiden 40’ı bırakma girişiminde bulunabilmektedir.

Destek almadan bırakma deneyimlerinde neredeyse tamamı sigaraya yeniden başlamaktadır.

Sigarayı bırakabilen her 100 kişiden 80’i yeniden ilk bir ay içinde tekrar sigaraya başlarlar.

Sigara bağımlılığının psikolojik, fiziksel ve davranışsal yönleri vardır.

Fiziksel bağımlılığın nedeni nikotindendir.

Sigara içen ve bıraktığında nikotin almayan insanlarda konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk, endişe, depresyona eğilim, iştah artışı gibi yoksunluk belirtileri gösterirler.

Sigaranın bırakılması, nikotinin alınamamasından dolayı yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Günümüzde sigara bırakma amacıyla kullanılan ilaç tedavileri bilim adamları tarafından onaylanmış ve doktorlar tarafından tedavi amacıyla kullanılmaktadır.


Tedavi Çeşitleri;


Sigarayı bırakma yöntem çeşitlerinden biri olan nikotin yerine koyma tedavisinin gayesi, sigaranın bırakılmasını izleyen dönemin devamında ortaya çıkan nikotin yoksunluğundaki şikayetlerini ortadan kaldırmaktır.

Nikotin yerine koyma tedavisi doktoların kontrolü altında uygulanmalıdır.

İnsanda şiddetli veya orta şiddetli nikotin bağımlılığı saptanırsa, günde 15 adetten fazla sigara içiyorsa veya hafif derecede bağımlı olmasına rağmen sigarayı bırakmak için kullandığı diğer yöntemlerden fayda görmemişse nikotin yerine koyma tedavisi uygulanır.

Şahıs bu tedavi esnasında katiyen sigara içmemelidir.

Günümüzde kullanılan nikotinin yerine başka bir şeyi koyma ilaçlarından en fazla kullanılanlar nikotin sakızı ve nikotin bantıdır ve ülkemizde de kullanılmaktadır.


-Nikotin Bandı:Ülkemizde 24 saat kullanılabilen bantlar üç farklı boyutta olup nikotin vücuda alınmaktadır.Nikotin bantının kullanımı oldukça kolaydır.

Bant sabah saatlerinde kuru, temiz ve kılsız deriye (genellikle vücudun üst kısmına, omuz civarına ve üst kol bölgesine) yapıştırılır.

Her gün değişik bir bölgeye yapıştırılarak ancak dört gün sonra tekrar aynı yere yapıştırılması önerilmektedir.En fazla görülen yan etkisi de deride oluşabilecek tahribatlardır.


-Nikotin Sakızı:Nikotin sakızı yavaş çiğnenmeli ve çiğneme sırasında herhangi bir yemek yenilip içecek içilmemelidir.

Nikotin sakız tedavisini kullanan kişi, sigara içme arzusu meydana çıktığı zaman, nikotin tadını alana kadar sakızı 5-10 kez çiğnendikten sonra bir kaç dakika yanağın iç bölümünde bekletmelidir.

Ve daha sonra yanağın içindeki başka bir bölgede aynı işlemi tekrar etmelidirler.Çiğneme sıklığı ve miktarını genel olarak şahıslar kendi ihtiyaçlarına göre ayarlarlar.

İki sakız arasında en az yarım saat ara bırakılmalıdır.Nikotin sakız tedavi süreci 8-12 haftadır ancak gerekti hallerde bu süreç uzatılabilir.

Nikotin sakızlarının yan etkileri mide bulantısı , istfra etme , hazımsızlık, hıçkırıktır.


-Nikotin Dil altı Tableti:Nikotinin dil altı tablet ağızda çözünmekte ancak ağız içinin her tarafından emilebilmektedir.

Etkisinin iyi olabilmesi için her saat başı bir tablet kullanılması önerilmektedir.Tabletler 20 dakika süreçten sonra atılmalıdır.

İlaç tedavileri sigarayı bırakmaya çalışan tüm bağımlılarda doktor gözetiminde uygulanmalıdır.

Nikotin yoksunluk semptomlarını yoğun olarak yaşayan kişilerde bu yöntemler tercih edilecek birer yöntem olabilir.


Bu amaca yardımcı ilaçlarda vardır. Hekim kontrolünde kullanılabilmektedir.


Ancak yapılan araştırmalara göre uzmanlar nikotin sakızının ağız kanseri riskiyle karşı karşıya olduğunu söylüyorlar.



Sigarayı Bırakmak İçin Alternatif Tedavi Yöntemleri

Sigmund Freud

Resmi kayıtlara göre nüfus kaydında ismi Sigismund Scholomo Freud olan 6 Mayıs 1856 günü doğan ve 23 Eylül 1939 yılında hayatını kaybeden psikanaliz öğretisini geliştirmiş olan Yahudi kökenli Avusturyalı nörologtur.


Kişiliğin 5 farklı evreden geçerek geliştiğini iddia eden ‘Psikoanalitik Kuram’ın bulanı ve önderidir.

Maddi açıdan orta halli bir yün tüccarının yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldiği söylenir.

Ekonomik buhrandan ötürü ailesi Viyana’ya taşınmak mecburiyetinde kaldıklarında, Freud 4 yaşındaydı.1938 senesine kadar da yaşamını burda sürdürdü.

Lise öğrenimi sırasında Latince, Fransızca ve İngilizce dili öğrenirken kendi imkan ve çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrenmiştir.

Başarılı bir öğrencidir.İlk önceleri istemese de Goethe’nin eserlerinden etkilenerek tıp okumaya karar verir.

Üniversitede okuduğu yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaşmış, okuduğu okuldaki arkadaş çevresinden dışlanmıştır.

1876 senesinde fizyolojist Brücke’nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve birey sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı.

1881 senesinde tıp öğrenim hayatını bitirdi,mezun oldu.1883 senesinde o dönemin tanınmış beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr.Theodor Meynert’in organizesi altında psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı.

1884′te kokain üzerine bir analiz yapmak konusunda görevlendirildi.

1884′te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezgiledi.(‘Yaşamım ve Psikanalız’ adlı yapıtında kokainin anestezik özelliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkalarınca meydana çıkarıldığını iddia eder.)

Almış olduğu bir bursla 1885 senesinde Paris şehrine gitti, Salpetrie Hastanesi’nde, Jean Martin Charcot’nun yanında staj yapmaya başladı.

Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemlemiş bulundu.

Charcot’dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz ‘de Charcot’ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot’nun konferanslarını Almanca diline tercüme etti ve 1886′da yayımladı.

1886 senesinde Paris şehrinden ayrılarak Berlin’e gitti.Burada çocuk nöropatolojisiyle uğraştı.

Viyana şehrine geri dönüş yaparak özel hekimliğe başladı.1886 senesinin Ekim ayında 4 yıl boyunca nişanlı kaldığı Martha Bernays ile dünya evine girdi.

Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuran hastaları üstünde o dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı.

1887′de Dr. Bernheim’in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını tercüme etti.

Elizabet von R. ismindeki bir bayan hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti.

1892 – 1895 seneleri arasında Charcot’nun ‘Salı Günü Dersleri’ isimli kitabının tercümesini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı.

Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş bir tepki almadı.Bu eserinde psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.

1896 senesinde babasının vefatı üzerine derin bir buhrana girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı.

Yine aynı sene Breuer ile birlikte nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda zıt düşerek yollarını ayırdı.

Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandal oldu.Bu süreçte W. Fliess ile yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde ehemmiyetli etkiler yarattı.

(Bu yazışmaları Freud’un vefatı sonrasında eşi ve kız evladı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.Freud psikanalize özel yaşamını karıştırmak istemediğinden, şahsi kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu vefatından önce yakarak yok etmiştir.)

Yaşamının 10 sene süren bu sürecinde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından tek kaldı.

Şahsını hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı.Bu dönemin sonucu olarak 1897 senesinde Oedipus Kompleksi, 1900′de ‘Düşlerin Yorumu’ (iki cilt) isimli yapıtlar meydana çıktı.

1908′te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu.Bu vaziyet, Freud için bir dönüm noktasıydı, ‘Yaşamım ve Psikanaliz’ isimli eserinde buna oldukça büyük yer verdi.

Ancak bu vakitten önce bile Freud’un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür.

1902 senesinden sonra ‘Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği’,ismi altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud’un ilk yandaşları bir araya geldiler.

1904 senesinde E. Bleuer’le yazışmaya başladı.1907 senesinde Bleuer’in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir.

Jung aynı sene Zürih’te Freud Derneği’ni kurdu.Bu Freud için büyük bir başarıdı, çünkü psikanaliz artık vatan hudutlarının dışına çıkmıştı.

Takip eden senelerde Jung, 1. Psikanaliz Kongresi’ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD’ye gitti.

Freud, 1910 – 1920 senelerinde Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı yapıtlarını yayımladı.

1923 senesinde şahsına üst çene ve damak kanseri tanısı kondu.İzleyen senelerde 33 defa ameliyat oldu,operasyon geçirdi.

Devamlı protez takması gerektiğinden ötürü uzun yıllar konuşma ve yemek yeme konusunda sorun yaşadı.

1938 senesinde Naziler’in Viyana şehrine girmesi üzerine en küçük evladı Anna ile birlikte Avusturya’dan gitmek zorunda kalarak Londra şehrine yerleşti.

Vefatına kadar tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.

Freud, prensiplerinden ötürü şahsi hiç bir belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakarak yok etmiştir.

Bundan dolayı,Freud’a dair ilk ve en detaylı bilgiler ilk olarak yakın dostu olan İngiliz psikaytr Ernest Jones’un 1953 senesinde yayımlanan üç ciltlik ‘Sigmund Freud’un Yaşamı ve Yapıtları’ isimli eseriyle meydana çıkarıldı.


Bunlardan çok ayrı olarak mahlasının da (yani yapıtlarında kendi adı yerine kullandığı ad) Sigi olduğu söylenmektedir.



Sigmund Freud

7 Mayıs 2014 Çarşamba

İbrahim Saraçoğlu'ndan Bel İncelten Lahana Kürü

Malzemeler;


-4,5 adet beyaz lahana yaprağı

-750 ml su


Hazırlanışı;


4-5 adet beyaz lahana yaprağı parçalanmadan kaynamakta olan 750 ml suyun içine atılır.

Ağzı kapalı bir şekilde kısık ateşte 7 dakika boyunca kaynatılır.

Ilıttıktan sonra 5 gün boyunca günde 3 defa tüketilir.

Beşinci günün sonunda küre 3 gün ara verilir.

Ve tekrar 5 gün uygulanır.

Kürü toplamda 15 gün uygulamalısınız.


 


Not: Yazılan süreler önemlidir.



İbrahim Saraçoğlu'ndan Bel İncelten Lahana Kürü

Köpeklerde Kene

Keneler akarlar grubuna girerler ve böcek grubunda değillerdir.

Kedi ve köpeklerin arasında hastalıkların taşınmasında kenelerin ve sivrisineklerin oldukça rolleri vardır. Ancak keneler bu konuda en önemli rolü oynamaktadırlar.


Kenelerin yaşam çemberinde dört farklı dönem vardır.Bunlar ;


-Yumurta dönemi

-Larva dönemi

-Nymph dönemi

-Erişkin dönemidir.


Bu yaşam çemberi iki ayda süresinde tamamlanır. Larva, nymph ve erişkinler kanla beslenirler ve beslendikten sonra kan emdikleri konakçıdan ayrılırlar.

Böylece larvalar nymph formuna, nymphler erişkin haline geçerler.

Dişi erişkinler yumurta bırakırlar.

Erkek erişkinler dişilerden çok daha az miktarda kan emerler.

Keneler kan emmek istediklerinde ısı sensörleri ile kurbanlarını araştırırlar.

Civarlarından ılık bir nesne geçince ona tutunurlar veya ağaçların üzerinden konakçılarına atlayarak geçiş yaparlar.Keneler için en iyi hedef köpeklerdir.

Kene, konağına tutunduktan sonra rahatça beslenebileceği az tüylü bölgeleri arar ve geçer.

Yerleştikten sonra kıskaca benzeyen ağız organellerini deriye saplar ve beslenmeye başlar.

Bu organeller adeta deriye kenetlenir ve kene beslenmesine son vermeden asla saplandıkları yerden çıkmazlar.

Beslenme sona erdikten sonra erişkin dişi konaktan ayrılır ve yumurtlayacağı bir barınak arar.Yumurtaların doğmasıyla birlikte erişkin dişi ölür.


Köpeklerin üzerinden kenelerin alınması için birçok farklı yöntem denenmiş ve bunlardan birçoğu da uygun bulunmamıştır, önerilmemektedir.

Yeni sönmüş veya hala yanan kibrit çöpünü kenenin vücuduna temas ettirmek, kenenin köpekten tamamen ayrılmasını sağlamaz.

Ağız organelleri ancak kene yeterince kan emdikten sonra ayrılabilmektedir.

Tırnak cilası sürmekte keneyi bunaltacak, boğacak ancak kenenin düşmesini sağlamayacaktır.


Kenenin alınması için yapılabilecek en iyi yöntem onu cımbızla çekmektir.Keneye asla dokunmayın.

Daha güvenlisi hastalıkların bulaşmasını engellemek için eldiven giymektir.

Cımbızla keneyi kafasına yakın bir yerden tutun ve yavaşça çekin. Bunu yaparken keneyle beraber biraz deri de gelebilir.

Eğer kenenin baş kısmı keneyle birlikte gelmez, kopup derinin içinde veya üstünde kalırsa, onu da tekrar cımbızla çekip almaya çalışın.

Alabildiğiniz kadarını alın ve deri içinde kalan küçük parçalar için de endişelenmeyin.

Bunlar köpeğinizin hayatını tehdit edecek etmenler değillerdir.

Köpeğinizin immun sistemi deri içinde kalan kısmın vücut dışına atılması için bir takım reaksiyonlar başlatacaktır.

Bu bölgede bir enfeksiyon veya apse oluşturarak bunu yapmaya çalışacaktır.

Eğer bu konuda endişeleriniz varsa veteriner hekiminize danışınız.

Kenenin kalan parçasını alabilmek için bir takım cerrahi aletler kullanabilir.


(Örneğin ; Bizzat bahçede beslediğim 2 köpeğimden 1inin ağız kenarında çıkmıştı.Ne olduğunu anlayamadık.Veterineri aradık ve yukardaki resim gibi olduğunu tarif etti.Getirin çıkaralım pansumanını yapalım ve dış parazit aşılarını yapalım dedi.

Veterinerin geleceği sabah kene köpeğimizden ayrılmıştı.Veteriner iç-dış parazit aşılarını yaptı ve yanında da cüsselerine göre tablet verdi.2 gün içinde kene neresinde olursa olsun kurutur atar vucüt dedi.

Ancak siz siz olun tableti köpekler yemiyor o yüzden çook sevdikleri bişeyin içine 2 3 parçaya bölerek koyun , farkında olmasınlar. Yaz aylarında dış parazit aşısı olmayan köpeklerde kene bulaşması olasıdır.

Bu yüzden önlemlerinizi alın.Ama bence bir uzmanın keneyi çıkarması çok daha yararlıdır.O bölgeye pansuman yapıcak sonuçta.)


Keneler birçok hastalığın da taşıyıcısıdırlar bu arada.

Bu hastalıkların geniş bir kısmı Ixodidae (sert keneler) ailesine bağlı keneler taşımakta ve bulaştırmaktadırlar.

Köpekler arasında hastalığın (lekeli humma,tifo vs vs…) taşınmasında en büyük etkiyi kahverengi köpek kenesi ve Amerikan köpek kenesi üstlenmektedir.



Köpeklerde Kene

Panik Atak

Panik atak,başta panik bozukluk olmakla birlikte birçok psikiyatrik bozuklukta ve birkaç fiziksel hastalıklarda görülen çok yoğun korku, kaygı, yoğun endişe karışımı bir nöbettir.


Günümüzün değişken yaşam ortamlarında, yaşam kaygılarının yükselmesi, maddi ve manevi kaos ile belirsizlik vaziyetinin yarattığı hiçlik duygusu’nun yoğun şekilde artmasıyla paralellik gösteren panik atak,tüm dünyada toplum sağlığını tehdit eder boyuttadır.


Uzmanlar açısından psikolojik bir sendrom olarak tarif edilmesine karşın, hasta, çoğunlukla yaşadıklarının gerçek boyutta fiziksel kaynaklı sorunlar olduğunu ama kimsenin hastalığının gerçek nedenini bulamadığını düşünmektedir.

Doktorların hastanın vaziyetine psikolojik tanısı koymasının ardından, bu defa da bilinçsiz hasta yakınlarının tavrı hastaya zarar getirmektedir.

Panik atağın önemli bir sorun olmadığının düşünülmesi ve insana hastalık hastası deyiminin yakıştırılması panik atak hastasının vaziyetini zorlaştırmaktadır.

Kendisini tek başına ve çaresinin olmadığını hisseden hasta ise kısır döngü içine girmektedir.


Hastalığın başlangıç yaşı farklılık göstermektedir.Çoçuklarda nadiren de olsa ortaya çıkan hastalığın ilk ortaya çıkış seneleri 18-25 yaş arasındadır.

Hastalık 30 ve 40lı yaşların arasında ciddi biçimde etkilemektedir.


Panik atağın genetik olup olmadığına dair herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır.


Panik atak krizi geldiğinde ise 5-45 dakika arasında sürmekte ve şiddeti hastaya göre değişmektedir.


Panik atak hastanın yaşam kalitesini negatif etkileyen bir hastalıktır.

Krizler ve ölüm korkusu gibi nedenlerle hasta evde tek başına kalamamak,tek başına dışarı çıkamamak gibi negatif durumlarla karşılaşmaktadır.

Sürekli başına kötü bir olayın geleceği ve yabancıların ona yardım etmeyeceğinden korkan bazı hastalar işlerini sosyal hayatlarını bırakmak zorunda kalabilirler.

Hasta bazen bilinç altına attığı korkularını sanki gerçekmiş gibi düşünebilir,görebilir.

Korkuların ve yaşananların ciddiye alınmaması ise ailevi ilişkilerin zedelenmesine bile yol açabilir.

Herkese ve herşeye kapalı bir hayat yaşayan hastaların durumu ise daha da ağırlaşmaktadır.


Karıştırılmaması gereken bir durum vardır ki ; panik atak kavramı ile panik bozukluk kavramı farklıdır.

Panik bozukluk kavramı kalp krizi geçireceğini, vefat edeceğini, atakların tekrar olacağını, felç geçireceğini düşünerek sürekli endişe, korku içinde bulunmaktır.

Başka bir rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkmaz.

Bu bozukluk iki şekilde bulunabilir;

1)Agorafobili:Agorafobi yalnız kalma korkusudur. Kapalı yerlerden kalabalık yerlerden uzak durma, evde tek başına kalamamak gibi vaziyetler görülür.

Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal bir birey olma korkusu yaşar.

2)Agorafobisiz: Agorafobilide anlattığımız özellikler yok ise agorafobisizdir.


Atak sırasında ise ;

Bir yere oturmalı ya da uzanmalıdır birey.

Kendi kendine bunun yalnızca bir atak olduğunu,korkulacak bir olay olmadığını söyleyin ve atağın geçmesini bekleyin.

Atak esnasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçmak gerekir.

Kafeinli içecekler(nescafe,kola vb) ,sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız.

Kendinizi kontrol etmeye çalışın.


Panik atakın tedavisi olasıdır,mümkündür.

Hastaya ilk olarak hastalığı nasıl kontrol altında tutabileceği öğretilmektedir.

Bunu başarabilen hasta ilerleyen zamanlarda panik atağı tam anlamıyla yaşantısından çıkartabilmektedir.


Panik atak tedavisindeki en büyük problem hastanın fiziksel bir rahatsızlığı olduğuna inanması ve bu nedenle psikolojik desteği geç aramasıdır.

Yapılan araştırmalar, panik atak tanısı konulan hastaların %70 inin hastalığın ne olduğunu bulmak için en az on doktora gittiğini göstermektedir.

Birçok kez tam anlamıyla sağlık denetimi (check-up) yaptırmış ve gereksiz bir sürü ilaç kullanmış olan hasta doğru yerde olduğunda panik atak teşhisi koymak ise kolay olmaktadır.

Psikiyatristler ve psikologlar tarafından tedavi edilen ve dönem dönem ilaç kullanılmasını da gerektiren tedavi aşamasında hastanın doktoruna güven duyması çok ehemmiyetli bir olaydır.

Güven duyulan ve rahat hissedilen bir uzmana,doktora gidilmesi tedavi sürecini hızlandırabilmektedir.


Tedavi esnasında nefes ve rahatlama egzersizleri, atağın üstüne gitme teknikleri ve kas gerginliğini yok etmeye yönelik pratik uygulamalar hastaya öğretilmekte ve uygulanmaktadır.

En sık kullanılan psikoterapi tekniği bilişsel-davranışçı terapi tekniğidir.

Panik atağın bir hastalık olduğu kavranmalı, buna göre tedaviye devam edilmelidir.



Panik Atak

Nikotin Sakızı

Sigarayı nikotin sakızı ile bırakan bir insanın tavsiyeleri;


1- ilk çiğnendiği zamanlar mide bulandırabiliyor.Bir iki gün içerisinde vücut alışıyor.


2- İlk 15 gün istediğiniz kadar çiğneyin, kendinize hiç sınır koymayın, zaten on,onbeş adetin üstüne çıkamazsınız.


3- Sigaranın içinde nikotin haricinde bağımlılık yapan başka bir madde yok . Bu yüzden nikotin sakızı çiğniyorsunuz.


4- Nikotin eksikliği aynı zamanda psikolojiyi de etkileyen bir durum olduğundan olmayınca hayatta kalamayacakmışsınız gibi hissedersiniz.

Bundan dolayı sakızdaki nikotin kana karışana kadar kötü hissedebilirsiniz.Fakat her şey bir,iki dakika süresince geçer, bunu bilerek davranın.


5- Sigarayı ciğerine çekme alışkanlığı olanlar için ilk bir ay kendisini sanki bir şeyi yapmıyormuşcasına tuhaf hissedebilir.Ama psikolojik ve duygusal olarak zora düşmezler.


6- Sigarayı bırakınca damarlarının kasılı kaldığını hissedebilirsiniz.Çünkü gerçekten de kasılı kalırlar.Nikotin kalbin ve damarların gevşemesini sağlar.

Tabi ki sakızı çiğneyenler bunu hissetmez çünkü nikotini zaten almış olurlar.


7- Bazen kendinizi bir şeyi yapmıyormuş gibi düşünüp,hissedip sigaraya dönmek isteyebilirsiniz.

Ama unutmayın yaptığınız bu eylem hayatınızı kökünden değiştirecek.

Bir ay sonrasında bazı kaybettiğiniz duyguları yeniden hissetmeye başlıcaksınız.

Belki de daha önceleri hiç yapmadığınız gibi ağlayıp rahatlayabileceksiniz.

Ayrıca sorunlarınızı görüp düzeltme ihtiyacında hissedeceksiniz.


Yeni bir başlangıç olması dileğiyle…



Nikotin Sakızı

19 Mayıs Nedir ?

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin millî bayramıdır.

19 Mayıs 1919′da ulu önder Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmıştır ve tamda bu gün İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün kabul edilir.

Atatürk bu bayramı Türk gençliğine hediye etmiştir.


Gençlik ve spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adıyla kutlanmıştır.

Beşiktaş’ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı’nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir.

Bu organizasyondan bir zaman sonra gerçekleşen Spor Kongresi’nde söz hakkı alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü’nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir.

Kongrede oylanan bu teklif kabul edilmiş ve Atatürk’ün de onayıyla kanunlaştırılmıştır.

20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesinden sonra “Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır.


Her yıl 19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma , Gençlik ve Spor Bayramı Türkiye’nin her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır. (2012 yılında kutlamalara sınırlamalar getirilmiştir.)

Üzerinde “Gençlikten Atatürk Sevgisiyle Cumhurbaşkanına” yazan ve “Sevgi Bayrağı” olarak adlandırılan dev bir bayrak Kurtuluş Yolu’ndaki Tütün İskelesi’nden karaya çıkarılarak Samsun valisine verilir.

Daha sonra bayrak, Cumhurbaşkanına sunulmak üzere genç atletlere teslim edilir.

Samsun’dan yola çıkarılarak Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir ve Kırıkkale’den sonra, 19 Mayıs törenlerinde, Ankara’da Cumhurbaşkanına sunulur.


Cumhuriyet’le yaşıt olan bu kutlamalar sadece Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla Ankara’da gerçekleşmekle sınırlı kalmaz, ülkenin her yerinde stadyumlarda kutlanırdı.

Ama 2012′de, Mayıs ayında havanın soğuk olacağı ve bu açıdan öğrencilere ve vatandaşlara yük olmaması gerekçesiyle başkent Ankara dışındaki illerde, stadyumlarda kutlanması Mili Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü’nce okullara gönderilen bir yazıyla engellenmiştir.

Bu engel cumhuriyetçi kesimin büyük tepkisiyle karşılaşmıştır.Bu olayla ilgili Alper Ayhan tarafından bir dava açılmış ve kazanılmıştır.



19 Mayıs Nedir ?

20 Mayıs 2014 Resmi Tatil Mi ?

20 Mayıs 2014 MEB’den yapılan açıklamalara göre kesin ve net bir şekilde tatil değildir.


19 Mayıs milli bayramımız sonrasında 20 Mayıs’ın okullarca tatil olması bekleniyordu.


Merak edilen bu soruya net bir cevap MEB’den gelmiş oldu.



20 Mayıs 2014 Resmi Tatil Mi ?

Hamsili Pilav Tarifi

Malzemeler ;


500-600 gr hamsi (kılçıklarından ayıklanmış)

1 su bardağı kadar pirinç

1 kuru soğan

Çam fıstığı

Kuş üzümü

Bir miktar karabiber

Bir miktar tuz

Sıvı yağ

Maydanoz

Hazırlanışı ;


Hamsiler kılçıklarından ayrılıp tuzlanır.

Soğanı yemeklik doğrayıp fıstıklar ile birlikte kavrulur.

Yıkanan pirinçler ilave edip kavurmaya devam edelir.

Kuş üzümünü ilave edip 2 bardak su eklenip pişirilir.

Karabiber ve tuzu eklenir.Pilav dinlendikten sonra arzu edilirse maydanoz ekleyip karıştırılır.

Tek kişilik fırın kapları eşit şekilde yağlanır.Hamsilerin sırtı alta gelicek şekilde dizilir.İçine pilav konup hamsilerin sarkan kısımları üste katlanır.

Açıkta kalan yerlere de hamsi kapatılır.

Üzerine de bir parça tereyağı koyup 170 derece fırında 45 dk kadar pişirilir.

Üst kısımları kabarmaya başladıysa olmuş demektir.


NOT : Görüntü önemli olduğu için kızarmış ve dağılmamış olmasına özen gösteriniz.



Hamsili Pilav Tarifi

6 Mayıs 2014 Salı

Sivilce (Akne Vulgaris)

Çok sık karşılaştığımız cilt hastalıklarından birisi olan sivilce (akne vulgaris), genelde ergenlik yıllarında başlar ve tedavi edilmediği takdirde kalıcı izler bırakabilir.


Derinin yağ oranı bakımından yüksek olan yerlerinde çıkar ve deride kırmızı sivilce, kist, siyah nokta şeklinde kendini gösterir.

Çoğunlukla ergenlik çağında, 12-18 yaş arasında ortaya çıksa da, hem kadında hem erkekte, her yaşta görülebilir.Toplumda görülme sıklığı yüzde 80′in üzerindedir.

Ergenlik döneminde deri altındaki yağ miktarı artar ve yağ bezleri bozulur.Sonuçta ciltte iltihaplı, kızarmış şişlikler oluşmaktadır.Yüz, göğüs, sırt, boyun, omuz bölgesinde görülebilir. Özellikle yüz bölgesindeki sivilceler, tedavi edilmediği takdirde iz bırakabilir ya da hayat boyunca devam edebilir.

Bu da fiziksel görüntünün bozulmasına yol açar ve kişilerin psikolojik dengesini etkiler.

Sivilcenin çok farklı tiplerine rastlanmaktadır.

Bazen siyah ya da beyaz noktalar şeklinde görülebilir.İltihaplı sivilceler de vardır.Bunlara püstül denir.


Sivilcenin oluşumu ;


Yağ bezlerinin geneli kıl köklerinin içindedir.Bu bezlerin, deri altına açılan kanalları vardır.Bu kanallar tıkanırsa sivilceler meydana gelir.Yağ bezlerinden sebum denilen bir madde salgılanır.Yağ yapısında bir madde olan sebum cildi korur.Sebum kıl kökünden atılamadığı zaman birikir ve sivilce oluşturur.

Burada biriken bu madde ölü hücrelerin atılmasını engeller bu yüzden tıkanıklığa yol açar.Böylece bakterilerin üremesi için uygun ortam oluşur.

Bu bakterilerin hızla artmasıyla kızarıklık, şişlik ve ağrı oluşur.İltihap meydana gelir. Bu durumun uzun sürmesi sonucu sivilce infilak eder ve içeriği dışarı akar.

Akne oluşumunda sadece tek bir faktör etkili değildir. Birçok faktörün bir araya gelmesiyle akne oluşur.

Derimizde bazı bakteriler çoğalmaya başlarsa, akne de artmaya başlar.

Ebeveynlerde sivilce olması, çocukta da görülme olasılığını arttırır.

Ayrıca hormonların da etkisi vardır. Örneğin ; böbrek üstü bezlerinden salgılanan androjen grubu hormonlar.

Sivilce artıyorsa androjen hormonları ya artmıştır ya da deri, bu hormonlara karşı hassas hale gelmiştir.

Güneş ışığı, sivilceye iyi gelir.Ancak uzun süre güneşte kalmak ciltte oluşabilecek lekeri arttırır.Ayrıca terlemekte sivilceler artırır.

Sivilceleri kapatmak için, çeşitli kozmetik ürünlerini kullanmak, hastalığın daha da kötüleşmesine yol açar ve sivilce artar. Çünkü deri gözenekleri makyajla tıkanmış olur ve cilt bozulur.

Stres ve endişeye kapılmakta akneyi arttırır.Örneğin; öğrenciler için sınav dönemleri.Bu dönemde sivilceler artar.Ayrıca bu dönemde sivilce ile oynamaya başlarlar.

Regl ( adet ) döneminde, hormon miktarı değiştiğinden, akneler çoğalabilir.Ayrıca var olan bir sivilceyi sıkmak, durumu daha da kötü eder.Hem cilde zarar verir hem de sivilcelerin artmasına neden olunur.

Sıkıldıktan sonra deride iz kalabilir.Ayrıca iyileşme gecikir.


Sivilceyi engellemek için ne yapabiliriz ? ;


Öncelikle cilt temizliğine önem verilmelidir.Cilt, sabah ve akşam olmak üzere, günde iki defa, cildi fazla tahriş etmeden düzenli olarak yıkanmalıdır.

Böylece gözenekleri tıkayan kirden kurtulmaya çalışılır.Temizleyicilerin, cildin doğal ph’ına yakın olmasına dikkat edilmelidir.

Ayrıca haftada 2-3 kez yapılan kil maskesi, cildin yağlardan kurtulmasına yardımcı olur.

Buhar banyosu haftada bir kez uygulanarak, gözeneklerin genişlemesi sağlanır.Böylece siyah noktalardan kurtulmak kolaylaşır.

Bunu uygulamak için kafanıza bir havlu örtüp, yüzünüzü kaynamış suyun buharına 10 dakika tutarak yapabilirsiniz.

Toplumda yaygın olanın aksine, beslenmenin sivilce oluşumunda doğrudan bir etkisi olduğu kanıtlanamamıştır.

Fakat meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek faydalıdır. Çünkü bunların cilt dostu olduğu bilinmektedir.

Ayrıca düzenli uyku, hormonların çalışmasını düzelttiğinden her gece en az 7 saat uyumak çok önemlidir.

Ciltte oluşan sivilcelerin (siyah noktalar hariç) sıkılması hem yaraya neden olup, iz bırakır, hem de sivilcelerin iltihaplanarak yayılmasına yol açar.

Bazı bitki çayları cilt için çok faydalıdır.

Ihlamur ve rezene çayları bunların başında gelir. Bir çok mikrobu temizlemeye yardımcıdır.

Ancak hassas cildinize çok uygulama yaparsanız tahriş eder dengesini bozarsınız.


Sivilce için tedavi süreci ;


Akne (sivilce), tedavisi uzun sürelidir ve iyilşemesi uzun zaman alır.

Tedaviye geç yanıt veren bir cilt hastalığıdır.Kısacası düzenli ve sabırlı bir tedavi uygulanmalıdır.Bunun için bir cildiye bölümünden uzmanlara başvurmanız gerekir.

Akne tedavisinde çok sayıda kullanılan ilaç vardır.Cildiniz ve sivilceniz için en uygun olanı, doktorunuz tarafından belirlenecektir.Tabi onlarda hemen bulamıyorlar.Cildinizin neye yanıt verdiğine göre deneme yanılma süreci geçiriyorsunuz.Yoğun sivilceli bir hastaya antibiyotik tedavisi uygulanır.

2-3 ay süren bir tedavi gerekir.Hastanın yaşı, cinsiyeti, sivilcenin türü ve şiddeti, ilaç tedavisinde göz önünde tutulacak faktörlerdir.

Bunun dışında cildin uygun bir sabunla yıkanması, hem yağlanmayı azaltır hem de tedaviye yardımcı olur. Fakat cildi çok fazla kurutan sabunlardan, temizleyicilerden uzak durmak gerekir. Çok fazla yıkamak cildi tahriş eder.

Bunun dışında, cildinizi tahriş edecek giysilerden kaçınmanız gerekir.Sivilcenin iyileşmesini yavaşlatan bir olaydır.

Sivilcelerle oynamak, sıkmak ya da kaşımak iz kalma ihtimalini arttırır. Mutlaka tedavi edilmesi gereken bir cilt hastalığıdır.


Bunların yanında şuan ülkemizde de uygulanan değişik tedavi yöntemleri vardır. Güzellik uzmanları ve cildiye doktorlarının uyguladığı yöntemler sayesinde sivilce lekelerinden de kurtulabiliyorsunuz.



Sivilce (Akne Vulgaris)

E-Sigara (Elektronik Sigara) Nedir ?

Sigara kullanıyorsanız kendinizin ve çevrenizdekilerin sağlıklarını ve yaşamlarını olumsuz olarak etkiliyorsunuz demektir.Bu etkileri hissediyosunuzdur.

Sağlığınız ve sevdiklerinizin sağlığı için sigarayı bırakmak veya zararlarından kurtulmak istiyorsunuzdur.

Bırakmak istiyorsanız artık sigarayı bırakmanız daha kolay. Bunun için oldukça fazla seçeneğiniz var.


Yapabilceğiniz şeylerden biri ; şu anda kullandığınız sigaranın yerine hemen e-sigara kullanmaya başlamak olabilir.

E-sigara sağlığınız ve hayatınız için yeni bir başlangıç olabilir.

E-sigara nedir diyecek olursanız e-sigara sağlığa zararsız, %100 gerçekçi bir sigara simülatörüdür.Şu anda kullandığınız sigaranın her şeyini taklit edebilir.

Yapılan analizlere göre sigara ve sigara dumanında 2000’den fazla zararlı madde tespit edilmiştir. Bunların başlıca bilinenleri katran, tar, karbonmonoksittir.


E-sigara’nın teknolojisini merak ediyorsanız onu da cevaplayalım.E-sigara uzun süren araştırma-geliştirme çalışmalarından sonra, RUYAN TECH firması tarafından bulunmuştur.

Ardından çok ileri teknoloji ile çok kaliteli malzemelerden üretilmiştir.E-sigara üç ana parçadan oluşmaktadır.


1)Ağızlık ve kartuş: e-sigara’nın uç kısmında ki bu bölüm değiştirilebilmektedir.Bu kısımda tütün alkaloiti ilave edilmiş bir kartuş bulunmaktadır.

İnsan sağlığına zararlı katran ve kanserojen maddeler bulunmamaktadır.E-sigara’dan her nefes çekişinizde, sigaradan vazgeçmekten dolayı ihtiyaç duyacağınız nikotini ve esansı sağlar.

Kartuş özel olarak üretilmiş tütün alkaloitini barındırır. e-sigara’yı kullandıkça kartuş bir süre sonra biter ve yenisi ile değiştirmek gerekir. Bir kartuşun ömrü 2–3 paket sigaraya denk gelir.

Bu kartuşların değişik miktarda nikotin bulunduranları da vardır.Yüksek seviye nikotin (16 mg.), orta seviye nikotin (11 mg.), düşük seviye nikotin (6 mg.) ve sıfır nikotin (0 mg.). Her kullanıcı kendine uygun kartuşu seçebilir.

Sigarayı bırakmak isteyenler yüksek seviyeli kartuştan başlayıp, sıfır nikotinli kartuşa kadar düşmelidirler.

Sıfır nikotinli kartuşa geldikten sonra, diğer tiryakilik alışkanlıklarından da tamamen kurtulabilmek için e-sigarayı bir süre daha içmeleri faydalı olabilir.


2)Atomizasyon odası ve mikro çip bölümü: Çekilen her nefes de e-sigara aktif hale geçer ve atomizasyon odasında ki mikro çip sayesinde çalışan yüksek frekanslı ultra sonik pompa, soğuk duman benzeri buhar oluşturur.

Çektiğiniz nefesle oluşan buhar, kartuştan geçerken tütün alkaloidi moleküllerini üzerine hapsederek size getirir.

Aynı zamanda çektiğiniz buhar, size sigaranın duman ve tokluk hissini verir.Bu yönden iyidir.


3)Lityum iyon pil ve led ışık:Li-iyon pil cep telefonlarında kullanılan piller gibi ileri teknoloji ile üretilmiştir.

Bu sayede pil kullanılmadığı zaman şarjını kaybetmez ve nikel pillerden daha uzun süre kullanılabilir.

Bu pil e-sigara birlikte gelen orijinal şarj cihazı ile şarj edilir.

Pilin ucunda ki led ışık e-sigaradan her çektiğinizde, aynı sigaranın ucunda ki ateş gibi yavaş yavaş yanar ve söner.

Böylece sigara ateşini simüle eder. Bu ışık aynı zaman da pilin şarj durumunu gösterir. Kendi kendine yanıp sönerse pilin tekrardan şarj etmenizi istediğini gösterir.


Elektronik sigarada kullanılan Ruyan Teknolojisi; paslanmaz çelik gövde, atomizasyon odacığı, lityum iyon pil yuvası, mikro elektronik devre ve yüksek duyarlılıktaki bir reseptörden oluşur.

Cihazın ucunda, çalışırken yanan bir gösterge ışığı vardır.

Alkaloit Sıvısı Kartuşu; ağızlık ve sıvı saklama kabından oluşur.

Sıvı Saklama Kabı; atomize edilmeye hazır, tütün alkaloiti katılmış bir sıvı içerir.İnsan sağlığına zararlı katran ya da kanserojen maddeler içermez.

Ağızlık her kartuş için bir kez kullanılacak şekilde tasarlanmıştır. Mikro elektronik devre içerisinde bulunan yüksek frekanslı pompa ultrasonik bir titreşim oluşturarak partikülleri 1 mikron boyutunda olan bir tür soğuk duman benzeri buhar yaratır.

Bu duman kartuş kapsülündeki sıvıyı kendi molekülleri üzerine hapsederek dışarıya çıkarır


Ama bilinmelidir ki ; her şeyden önce, bilinçsiz kullanılan e-sigara en az sigara kadar zararlı. Çünkü, sonuçta bu sigarayı kullananlar ve etrafındakiler nikotin solumuş oluyorlar.

Nikotin e-sigarada bir insektisit yani böcek öldürücü bir madde. Yüksek dozlarda bulantı, kusma, tireme, havale ve hatta ölüme bile yol açabiliyor.

Mademki zararı yokmuş diye reklamlardaki gibi ‘doya doya’ e-sigara içenler fazla nikotinden ciddi zararlar görebilirler.

El ve ağız alışkanlığını devam ettirdiği için, e-sigara nikotin eksikliğini gidermede bant veya sakızlara göre daha dezavantajlı. Ancak bu yöntemin bilimsel çalışmalara dayanan bir yanı yok.

İşin bir de ekonomik tarafı var.E-sigarayı bir kere almakla iş bitmiyor; aynen sigarada olduğu gibi yenilemeniz gerekiyor.Sigara paketi gibi değil ancak bunda da kartuş değişimine gidiliyor.



E-Sigara (Elektronik Sigara) Nedir ?