7 Mayıs 2014 Çarşamba

Panik Atak

Panik atak,başta panik bozukluk olmakla birlikte birçok psikiyatrik bozuklukta ve birkaç fiziksel hastalıklarda görülen çok yoğun korku, kaygı, yoğun endişe karışımı bir nöbettir.


Günümüzün değişken yaşam ortamlarında, yaşam kaygılarının yükselmesi, maddi ve manevi kaos ile belirsizlik vaziyetinin yarattığı hiçlik duygusu’nun yoğun şekilde artmasıyla paralellik gösteren panik atak,tüm dünyada toplum sağlığını tehdit eder boyuttadır.


Uzmanlar açısından psikolojik bir sendrom olarak tarif edilmesine karşın, hasta, çoğunlukla yaşadıklarının gerçek boyutta fiziksel kaynaklı sorunlar olduğunu ama kimsenin hastalığının gerçek nedenini bulamadığını düşünmektedir.

Doktorların hastanın vaziyetine psikolojik tanısı koymasının ardından, bu defa da bilinçsiz hasta yakınlarının tavrı hastaya zarar getirmektedir.

Panik atağın önemli bir sorun olmadığının düşünülmesi ve insana hastalık hastası deyiminin yakıştırılması panik atak hastasının vaziyetini zorlaştırmaktadır.

Kendisini tek başına ve çaresinin olmadığını hisseden hasta ise kısır döngü içine girmektedir.


Hastalığın başlangıç yaşı farklılık göstermektedir.Çoçuklarda nadiren de olsa ortaya çıkan hastalığın ilk ortaya çıkış seneleri 18-25 yaş arasındadır.

Hastalık 30 ve 40lı yaşların arasında ciddi biçimde etkilemektedir.


Panik atağın genetik olup olmadığına dair herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır.


Panik atak krizi geldiğinde ise 5-45 dakika arasında sürmekte ve şiddeti hastaya göre değişmektedir.


Panik atak hastanın yaşam kalitesini negatif etkileyen bir hastalıktır.

Krizler ve ölüm korkusu gibi nedenlerle hasta evde tek başına kalamamak,tek başına dışarı çıkamamak gibi negatif durumlarla karşılaşmaktadır.

Sürekli başına kötü bir olayın geleceği ve yabancıların ona yardım etmeyeceğinden korkan bazı hastalar işlerini sosyal hayatlarını bırakmak zorunda kalabilirler.

Hasta bazen bilinç altına attığı korkularını sanki gerçekmiş gibi düşünebilir,görebilir.

Korkuların ve yaşananların ciddiye alınmaması ise ailevi ilişkilerin zedelenmesine bile yol açabilir.

Herkese ve herşeye kapalı bir hayat yaşayan hastaların durumu ise daha da ağırlaşmaktadır.


Karıştırılmaması gereken bir durum vardır ki ; panik atak kavramı ile panik bozukluk kavramı farklıdır.

Panik bozukluk kavramı kalp krizi geçireceğini, vefat edeceğini, atakların tekrar olacağını, felç geçireceğini düşünerek sürekli endişe, korku içinde bulunmaktır.

Başka bir rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkmaz.

Bu bozukluk iki şekilde bulunabilir;

1)Agorafobili:Agorafobi yalnız kalma korkusudur. Kapalı yerlerden kalabalık yerlerden uzak durma, evde tek başına kalamamak gibi vaziyetler görülür.

Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal bir birey olma korkusu yaşar.

2)Agorafobisiz: Agorafobilide anlattığımız özellikler yok ise agorafobisizdir.


Atak sırasında ise ;

Bir yere oturmalı ya da uzanmalıdır birey.

Kendi kendine bunun yalnızca bir atak olduğunu,korkulacak bir olay olmadığını söyleyin ve atağın geçmesini bekleyin.

Atak esnasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçmak gerekir.

Kafeinli içecekler(nescafe,kola vb) ,sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız.

Kendinizi kontrol etmeye çalışın.


Panik atakın tedavisi olasıdır,mümkündür.

Hastaya ilk olarak hastalığı nasıl kontrol altında tutabileceği öğretilmektedir.

Bunu başarabilen hasta ilerleyen zamanlarda panik atağı tam anlamıyla yaşantısından çıkartabilmektedir.


Panik atak tedavisindeki en büyük problem hastanın fiziksel bir rahatsızlığı olduğuna inanması ve bu nedenle psikolojik desteği geç aramasıdır.

Yapılan araştırmalar, panik atak tanısı konulan hastaların %70 inin hastalığın ne olduğunu bulmak için en az on doktora gittiğini göstermektedir.

Birçok kez tam anlamıyla sağlık denetimi (check-up) yaptırmış ve gereksiz bir sürü ilaç kullanmış olan hasta doğru yerde olduğunda panik atak teşhisi koymak ise kolay olmaktadır.

Psikiyatristler ve psikologlar tarafından tedavi edilen ve dönem dönem ilaç kullanılmasını da gerektiren tedavi aşamasında hastanın doktoruna güven duyması çok ehemmiyetli bir olaydır.

Güven duyulan ve rahat hissedilen bir uzmana,doktora gidilmesi tedavi sürecini hızlandırabilmektedir.


Tedavi esnasında nefes ve rahatlama egzersizleri, atağın üstüne gitme teknikleri ve kas gerginliğini yok etmeye yönelik pratik uygulamalar hastaya öğretilmekte ve uygulanmaktadır.

En sık kullanılan psikoterapi tekniği bilişsel-davranışçı terapi tekniğidir.

Panik atağın bir hastalık olduğu kavranmalı, buna göre tedaviye devam edilmelidir.



Panik Atak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder